yeni doğan bebeğin görme işitme dokunma gibi duyuları nasıldır

Yeni doğan bebeğinizin ilk haftaları görünüşte uyuma, yeme, ağlama, ve tuvalet ihtiyaçlarını giderme ile geçmektedir. Ancak bebeğiniz aslında bunlardan çokta fazlasını yapmaktadır. Misal olarak bebeğiniz doğumun hemen ardından görmek kokulamak işitmek gibi değişik duyuruları ile de bu yeni hayata uyum sağlamaya çalışmaktadır. Yine doğan bir böbreğin neler hissettiğini beye ne gibi duygulara sahip olduğunu tam olarak bilmek imkansızdır. Ancak bebeğinizi gözlemleyerek ne onun ışık ve ses gibi dışsal uyarıcılara karşı verdiği tepkileri görebilirsiniz.

Bebeklerde Görme duyusu

Yenidoğan bir bebek yirmi beş santim ile 40 santim arasındaki cisimleri ve nesneleri net bir şekilde görebilmektedir. Özellikle annesini memur basını net bir biçimde seçebilmekte ve kavrayabilmektedir. bebeğiniz her ne kadar nesneleri net biçiminde görebilse de göz kaslarının tam olarak güçlenmediğinden dolayı cisimlere odaklanmakta zorluk çekmektedir. Bu nedenle bebeğinizin gözünü yormayacak ve pencereden uzak bir köşede yani loş bir ışıkta hayatının ilk haftalarını geçirmesinde fayda vardır. İleriki birkaç hafta içerisinde bebeğinizin göz kasları güçlenip artık uzaktaki ve daha yakındaki nesneleri daha net bir biçimde odaklanarak görebilmesi sağlandıktan sonra ışık şiddetinin bir önemi kalmamaktır. Yenidoğan bebeklerde kontrast renklere karşı bir ilgi ve alaka vardır. Örneğin yenidoğan bebeğiniz siyah beyaz renklere karşı diğer renklere nazaran daha fazla ilgilidir.

Bebeğinizin görsel zekasının gelişmesi için ona değişik yapıdaki geometrik şekilli cisimleri gösteriniz. Ancak bundan abartıya kaçmadan her seferinde bir tane olmak üzere 1 nesne seçebilirsiniz.

Bebeklerde Duyma duyusu

Yenidoğan bebeklere doğumun hemen ardından ilk bir ay içerisinde hastanelerde genelde işitme duyusu testi yapılmaktadır. Şayet hastanede işitme testi yaptırmadıysanız ve bebeğinizde testlere karşı tepkide bir gecikme oluyorsa bu durumda hemen bir doktora götürmenizde fayda vardır. Bebeklerin işitme bozuklukları genelde orta kulak ve iç kulak enfeksiyonlarından kaynaklanmaktır. Bebeğiniz aslında seslerle daha anne karınında iken haşır neşir olmakta ve annenin nabız atışı, sindirim sisteminden kaynaklanan sesler ve hatta dışsal kaynaklı babasının ve diğer aile üyelerinin sesleri ile diğer gürültü ve sesleri bile tanıyabilmektedir.

hamile kalmak nasıl olur. gebe kalabilme ipuçları nelerdir

Artık sizde bir bebeğiniz olsun istiyorsunuz. Hamile kaldığınızı öğrenmek belkide hayatınızın en mutlu anı olacak ancak hamile kalabilmek her zaman çokta kolay olmamaktadır. Bazı hanımlar hamile kalabilmek için haftalar hatta aylarca uğraşmaktadır. Bu nedenle bebek yapmaya karar verdiğinizde, ertesi sabah kendinizi hamile bulacağınızı sakın inanmayın. Hanımların büyük kısmı bin bir zahmetle hamile kalabilmektedir. Gebe kalmaya karar verdiğinizde bazı hazırlıklar yapmalısınız. Bu hazırlıklar sizin kolayca kamile kalmanıza yardımcı olacak önemli ipuçlarıdır.

Şayet bir süredir hamile kalmak için uğraş veriyorsanız, uğraşlarınızın kısa vadede sonuç vermemesini durumunda hemen pes etmemelisiniz. Çünkü sayısız deneme sonucunda sadece birkez dahi olsa başarılı olmanız durumunda bebeğinizin olacağını aklınızdan çıkarmamalısınız. Uzun süren denemeler sonucunda gebe kalamayan çiftlerde psikolojik çöküntü ve başarısızlık hissi doğabilir. Bu oldukça tehlikeli bir durumdur. Çünkü bir kez umutsuzluğa düşmeniz durumunda gebe kalma çabalarınız bitecek ve belkide bir sonraki denemede hamile kalabilecekken bunu denemediğinizden dolayı bu şansı tepmiş olacaksınız.

Hamile kalabilmek için bazen profesyonel destek gerekebilmektedir. Bu desteği bir kadın doğum uzmanından rahatlıkla sağlayabilirsiniz. Öncelikle infertilite yani doğurganlık testi ile işe başlayarak gebe kalma potansiyelinizi öğrenebilirsiniz. Bunun yanında pelvik ölçümlerinizi yaparak sağlığınızın iyi olup olmadığını anlayabilirsiniz. Şayet bu testler pozitif çıktıysa bu durumda yeme alışkanlıklarınızı gözden geçirmeniz gerekecektir.

Dengeli beslenme kürleri uygulayarak doğurganlık düzeyinizi fizyolojik olarak yükseltebilirsiniz. Kafein alkol sigara gibi vücudun özellikle cinsel fonksiyonlarına olumsuz etki yapan maddelerden uzak durmalısınız. Bol miktarda su içerek vücudunuzun su ihtiyacını karşılamalısınız. yumurtlamadan sonraki hamile kalmak için en uygun zamanı net olarak bulabilmeniz için vücut ısısını devamlı ölçmelisiniz. Çünkü menstruasyon döneminin hemen ardından dördüncü günde vücut ısısı 0.4 derece kadar artmaktadır. Bu dönem hamile kalmak için öneminin bir zaman kesitidir.

Varikosel nedir kısırlık sebebi midir? tedavi ve belirtileri nelerdir

Varikosel, erkeklerde kısırlığa neden olabilen ve testislerin scrotum (skrotum) bölgesindeki kan damarlarının anormal derecede genişlemesi ile kendisini gösteren birtür rahatsızlıktır. Testisleri besleyen bu kan damarları karın ve kasık bölgesine uzanmakta ve aşağı doğru gelerek testis bölgesinde ingunal kanal adı verilen ve sperm üretimi yapılan bölgelerde son bulmaktadır. Zaten varikosel rahatsızlığında kusur ve arıza bulunan kan damarlarının yer aldığı bölge bu sperm üretiminin yapıldığı yumurta civarındaki dokulardır. Aşırı genişleyen bu bozuk yapılı kan damarları, genleşme oluşturmakta ve bu da varikosel rahatsızlığının meydana gelmesine sebep olmaktadır.

Varikosel terimi ile kastedilen şey, pampiniform plexus isimli kan damarı şebekesinde bulunan çapraşıklık ve genleşmelerdir. Bu damar ağı, testislerdeki sperm üreten hücrelerin beslenmesi ve oksijen ihtiyacının giderilmesi için gerekli olan kanı taşımaktadır. Bu damarcıkların çapı normalde 0.5-1.5 milimetre arasındadır. Şayet söz konusu testis damarlarının genişliği 2 milimetreyi aşarsa bu durumda varikosel rahatsızlığından söz edebiliriz. Varikosel şikayeti olan kişişerde damarların aşırı genişlemesinden dolayı kan damarı akımı tersine dönmekte ve testislerdeki sperm üreten hücrelere yeterli kan ulaştırılamamaktadır. Bu da zamanla sperm üretiminin azalmasına ve testis hücrelerinin harabiyeti ile ölümüne neden olmaktadır. Varikosel oluşumunda genelde 15 ile 25 yaş arası kişilerde sıkça rastlanmaktadır. Bazen de nadiren de olsa 40 yaş üstü kişilerde varikosel şikayetleri görülebilmektedir. Varikosel rahatsızlığı, tüm erkeklerin %15-20 lik kısmında; kısır erkeklerin ise %40 ında görülmektedir. Varikosel şikayeti idiyopatik olarak % 98 sıklıkla sol testiste görülür. Çünkü sol testisin damar yapısı gereği testis damarları dikey olarak pozisyon almıştır.

Varikosel belirtileri nelerdir?

1) testis derisi skrotum içerisinde yangılı bir sancı hissi
2) Testislerde ağırlık hissi
3) Testislerde atropi ve sarkma görünümü
4) Gözle görülebilen veya elle dokunularak palpe edildiğinde testiste hissedilebilinen geniş damar yapıları

Her ne kadar varikosel ile kısırlık arasında doğrudan resmi bir ilişki olduğu ispat edilememişse de bir çok kişi, varikosel sonucu testis ısısının artmasının, testislerde üretilen sperm kalitesini azalttığı ve kısırlığa neden olduğunu savunmaktadır. Ampirik bulgular da varikosel rahatsızlığının kısırlarda daha fazla görüldüğünü doğrulamaktadır.

Varikosel Tedavisi nasıl yapılır, tedavi yöntemleri nelerdir?

Varikosel tedavisinde bir kısım varikosel kemer ve kayışları ile skrotal destek sağlanmakta, diğer yandan da varikosel ilaçları ile testislerde meydana gleen ağrı ve sancının giderilmesi amaçlanmaktadır. Ağrı devam ettiği taktirde ve testis yapısında da bozulma görülüyorsa, bu durumda cerrahi ameliyat seçeneği de düşünülebilir. Vasotonik etkili ilaçlar adı verilen ilaç tedavisi de varikosel tedavisinde iyi bir seçenektir. Varikoselektomi ameliyatı adı verilenameliyatına rdından dikiş atılmakta ve yaranın iyileşmesi beklenmektedir. En fazla sıklıkla uygulanan varikoselektomi varikosel ameliyatları, karın, kasık ve kasık altı bölgelere uygulanan variksel cerrahi ameliyatlarıdır. Testislere buz uygulanması da varikosel ameliyatının ardından sıkça kullanılan bir varikosel tedavi yöntemidir. Buz küpleri varikosel ameliyatının uygulandığı bölgeye 24 saat süreyle uygulanmalıdır. Diğer bir alternatif varikosel ameliyatı seçeneği ise, embolizasyon yöntemidir. Bu yöntem ile damarlara ince bir tel bağlanmakta ve katater ile tutturularak kasık ve karın bölgesinden testislere doğru aşırı kan akımı engellenmektedir. Bu yöntemin neticesinde yan etki ve komplikasyonlar daha az gelişmekte, ancak cerrahi operasyon kadar etkili değildir. Ayrıca Embolizasyon yönteminde NBCA türü yapıştırıcı maddelerden de yararlanılmaktadır.

İsrailli doktorların geliştirdiği cerrahisiz bir yöntem sayesinde varoksel damarlara bir katater yerleştirilmekte ve içerisine şırınga edilen bir sıvı ile kusurlu damarlar tıkanmaktadır. Böylece sperm üretimi ve kalitesi normal değerlere dönmektedir. Bu varikosel tedavi yönteminde lokal anestezi kullanılmaktadır. Uygulama neticesinde 48 saat içerisinde kişi günlük yaşama dönebilmektedir.

Basen ve Kalça yağları nasıl eritilir ve yakma yöntemleri

Bayanların kalça ve basen bölgelerinde fazla ve kalıcı yağ ve kilo toplama gibi genetik bir eğilimleri vardır. Özellikle 20 li yaşların ikinci yarısında hele bir de hamilelik ve çocuk doğurma tecrübesi de yaşanmışsa basen ve kalça bölgesinde kalıcı yağlar artık bayanların günlük yaşamını etkileyen olumsuz bir etken haline gelmektedir. Diyet ve zayıflama ile bölgesel kalça ve basen eritme yöntemleri ise hanımların kalça yağlarından kurtulmasında en önemli yardımcısıdır. Vücut yağlarını eritmede belki de en çok zorlanılan ve en inatçı kilo vermemeye dirençli olan bölge özellikle bayanlarda kalça bölgesidir. Kadınların fizyolojik yapıları gereği kilo almaya başladıklarında fazla yağ ve kilolarını ilk depoladıkları bölge kalça basen ve baldır bölgeleridir.

Egzersiz ve rejim diyet gibi yöntemlere başlamadan önce belirli bir bölgede yağ eritme amacınız varsa bu durumda geleneksel yöntemlerin pek te işe yaramayacağını bilmelisiniz. Şayet  özel bir bölgenin kilo kaybı için diyet ve spora başlarsanız bu durumda da vücudunuzun orantılı kilo kaybedeceğini de bilmelisiniz. Spor ve egzersiz yaparak vücudun tek bir bölümünden bölgesel zayıflamaya uğramak oldukça zor bir iştir. Bu nedenle gerek diyet gerekse bölgesel zyıflama sürecine girerken vücudunuzun tümünden yağ eritileceğini ancak belirli bölgelerde yoğunlaşa bilineceğini aklınızdan çıkartmamalısınız. Spor yaparak inatçı kalça ve basen kilolarınızdan da kurtulabilirsiniz. Kardiyo egzersizleri adı verilen, jogging, koşma, tırmanma ve dağcılık, bisiklet sürme, dövüş sporları, ip atlama gibi egzersiz ve sporlar, kardiyak sisteminizi güçlendirerek vücudun daha fazla kilo yakmanızı kolaylaştıracaktır. Aynı zamanda da kardiyo hareketleri kalp sağlığınıza da olumlu etkiler yapmaktadır.

Kardiyo egzersizi esnasında kalbiniz toplam egzersiz kapasitesinin %65 ini kullanır. kalbinizin egzersiz kapasitesini ve potansiyelini bulmak için 200 rakamından yaşınızı çıkartmalısınız. yani 40 yaşında birisi için 220-40: 180 dir. Bunun %65 i ise 130 a gelmektedir. Bu da sizin haftalık olarak yapmanızı gereken egzersizin dakika cinsinden yazılışıdır. yani 130 dakikalık egzersizi kırk yaşındaki bir yetişkin haftalık olarak yapmalıdır. Bunu 45 dakikalık 3 egzersiz halinde haftada 3 kez uygulayabiliriz.

Aşağıda sizlere basen civarındaki kilonunu sıkılaştırmanız ve kaçla eritmek için bazı öneriler ve tavsiyeler yazdım. Dikkatlice okuyunuz:

* Step yapmak kalça ve basen kaslarının sıklaşmasına ve o bölgedeki yağların eritilmesine yardımcı olur.

* Squat yapmak ta kalça ve baldır basen bölgesinin sıkılaşması ve yağ eritilmesi için önemlidir. Bunu yaparken skuat hareketinde çömelme biçiminde yukarı doğru dambıl ile ağırlık kaldırmayı deneyiniz. Kalça ve basen zayıflaması için en etkili hareket budur.

* Vücut geliştirme ve ağırlık çalışması yapma da kalça ve basen eritmede oldukça etkili yöntemdir.

* Kalça ve basen zayıflamasında karbonhidrat tüketimini azaltıp protein ağırlıklı beslenmeye ve diyet yapmaya başlamalısınız.

Erkeklerde küçük penis sorunu ve büyütme irileştirme hapları

Günümüzde penis büyütme ameliyatları sektörü gittikçe popüler bir hal almakta ve küçük penisli beyler tarafından bu trend takip edilmektedir. Birçok erkeğin korkulu rüyası olan penislerinin boyutu dolayısıyla eşlerine veya partnerine rezil olmak kaygısı, erkekleri penis büyütücü ilaçları kullanmaya yöneltmektedir. piyasada irili ufaklı birçok penis büyütücü ver şekillendirici haplar ile ilaçlar dolaşmaktadır. Bunlardan hangilerinin işe yaradığı ise asıl sorulması gereken sorudur.

Erkeklerin cinslerle iktidarsızlık nedenleri incelendiğinde aslında penis boyutundan daha çok, psikolojik veya fizyolojik nedenlerle ereksiyon olamama, erken boşanma, cinsel konsantrasyon bozukluğu gibi daha çok fonksiyonel ve işlevsel cinsel rahatsızlıklar ön plana çıkmaktadır.

Ancak özellikle türk erkeklerinin cinsel organlarının boyut takıntısı nedeniyle gerekirse açılır ve ağrılı olabilecek penis büyütme sürecine razı olmaktadır. Gerçektende faydası tartışılmakla birlikte bazı kullanıcıların penis uzunluklarının tatmin edilebilir bir düzeye geldiğini araştırmalar söylemektedir.

Dişlerde kök kanal tedavisi nedir fiyatları ne kadardır


Dişlerimizi çene kemiğine bağlayan diş köklerinin içerisinde, kanal tabir edilen içerisi boş ve ince bir geçit boşluk bulunmaktadır. Bu boşluğun etrafı canlı diş dokusuyla ve en dışı ise mine tabakasıyla kaplıdır. Diş kökünün içerisinde uzayıp giden ana kanalın etrafında dallanıp budaklanana ve kılcal kan damarları taşıyan irili ufaklı bir çok kanalcık bulunmaktadır. Bu kanalcıklar ana kanala bir ağacın gövdesine bağlananan kök sürgünleri gibi bağlanmışlardır. Söz konusu ince kanallar çene kemiğine ve alveolar kemik boşluklarına kadar uzanabilmektedir. Bu ince kanalcıklar yukarıdada bahsettiğimiz üzere kan damarları bakımından oldukça zengindir. Diş kökü aynı zmaanda dişin dentin kısmını oluşturan bir bölümdür. Çocukluk dişlerimizi dökmemizden itibaren olgunluk dişlerimiz çıkınca bu diş köklerinin yerini sağlamlaştırması yaklaşık 1-2 sene sürmektedir.

Eskiden diş çürükleri bu diş kanallarında oluştuğunda hiç bir çare bulunamadığı için dişler çekilmek zorunda kalıyordu. Ancak yakın zamanlarda ortaya konuan yeni tıbbi teknolojiler ve tedavi teknikleri ile diş kanallarını saran ciddi çürük vakalarında bile kök kanal tedavisi ile dişler kurtarılabilmektedir.

Dişlerde kök kanal tedavisi nasıl yapılır?

Özellikle gelecekte dişlerde enfeksiyon tehlikesi olan durumlarda(diş çürüğü, dişlerde kırılma, vs.) tedbir alınmadığı durumlarda dişlerimizin kökten çekilmesine uzanaak olumsuz durumlarla karşılaşma riskini taşırız. Bilhassa dişin canlı dokusunun mikrop kaptığı ve genel tabirle çürümeye başladığı durumlarda diş etlerimizde bir ateş ve dişlerimizde derin bir sızı duyarız. Diş hekimleri bu durumda diş kanallarımızın ve köklerimizin ayrıtılı bir röntgen filmini çekerler. Daha sonra çürüklü dişimizi üst taraftan tam çürüğün izerine gelecek biçimde açarlar ve diş kanalına ulaşasıya kadar matkap benzeri bir aparat ile dişimizi delerler. Şayet enfeksiyon henüz diş köklerimizdeki kılcak damar kanalcıklarına bulaşmamışsa ve ana kök kanalı üzerinde sadece yüzeysel bir iltahap ve diş çürümesi mevcut ise bu durumda kanal çevresindeki yüzeysel çürükleri ince teller vasıtasıyla temizler. Bu durum aynen borusu kurum bağlamış bir sobanın borularının bir tel vasıtasıyla temizlenmesindeki gibidir. Ancak kök kanal tedavisinde dikkat edilmesi gereken nokta, en ufak bir çürük artığının diş kanallarında bırakılmaması gerektiğidir. Bu nedenle kanal çevresi diş doktorlarınca değişik aletlerle genişletilebilir ve delinebilir. Daha sonra diş kanalındaki söz konusu bölge değişik kalınlık ve ebatlardaki özel yapılmış temizleme telleri ile defalarca temizlenerek çürükten arındırılır. Bu prosedüre kök kanal tedavisi adı verilmektedir. Kanal temizleme işlemi sona erdikten sonra dolgu kısmına gelinir. Kanal tedavisi dolgusunda kullanılan standart materyal, gutta-percha adında doğal termoplastik polimer bir maddedir. Bu madde eritilerek diş kök kanal yuvalarına enjekte edilirler. Daha sonra bu polimer maddeye baryum karıştırılır ve X ışınlarında opak renkte görünüm vermesi sağlanır. Daha sonra kanalda en ufak bir hava boşluğu bırakılmayacak biçimde dolgu, diş hekimi tarafından dikkatle yapılır. Birçok hasta kanal tedavisinden korkarlar. Aslında diş çektirme ile kıyaslandığında oldukça az bir sıkıntı ve acı veren bir işlemdir. Diş kök kanal tedavisinden önce genelde Lidokain adı verilen bölgesel bir anestezi uygulaması yapılmaktadır. Ancak bazı durumlarda misal olarak apseli diş kökü çürüklerinde kanal tedavisi uygulamak gerçekten zor olabilmektedir. Bu durumda öncelikle abse ve yangının kurutulması amaçlanmakta ve böylece kanal tedavisine uygun bir ortam hazırlanmaktadır.

Diş Kanal tedavisi fiyatları ne kadardır?

Kanal tedavisinde fiyatlar ve ücretler tamamen diş hekiminizin ve sizin aranızda olan bir tutar omasına rağmen genelde diş başı 100-300 TL gibi bir tutar, diş hekimine ve tedavi yapılan şehire göre değişmektedir. Ülkemizde kanal tedavisi hemen hemen her ilde uygulanmaktadır.

Tags: 

Entry Filed under: diş estetiği bakımı ve diş çürükleri tedavileri

Guatr guatır ameliyatı iyot eksikliği tiroid nedenleri tedavi

1) GUATR NEDİR?
Boyunda nefes borusunun ön tarafında yer alan tiroid (veya tiroit) bezi¬nin büyümesi ile oluşan bir hastalıktır.

2) GUATR NEDENLERİ VE SEBEPLERİ NELERDİR?
Guatr hastalığının en önemli nedeni vücudun iyot minerali ihtiyacının yeteri kadar karşılanmaması sonucu oluşan iyot eksikliğidir.

3) KAÇ ÇEŞİT GUATR VARDIR?
■ Diffüz (nodülsüz) Guatr
■ Nodüler Guatr
■ Tiroidit
olarak basitçe sınıflayabileceğimiz çeşitleri vardır. Ayrıca fonksiyonel olarak az çalışan (hipotiroidi) ve çok çalışan (hipertiroidi, zehirli guatr) çeşitleri vardır.

4) GUATR NE GİBİ ŞİKAYETLERE NEDEN OLUR?
■ Boyunda ele gelen şişlik
■ Toksik guatr (zehirli guatr, hormon fazlalığı):
■ İştah artışı, ancak sıklıkla kilo kaybı
■ Terleme, sinirlilik, çarpıntı, ellerde titreme, sıcağa tahammülsüzlük, adet düzensizliği, gözlerde dışarı çıkma gibi şikâyetlere neden olur.
■ Tiroid tembelliği (hormon azlığı):
■ Kilo artışı, halsizlik, kabızlık, cilt kuruluğu, saçların kalınlaşması, adet düzensizliği gibi şikayetlere neden olur.

5) İÇ-DIŞ GUATR NEDİR?
Her guatr dışarıdan bakmakla görünmeyebilir. Halk ara¬sında dışarıdan bakmakla belli olan guatra dış, olmayana iç guatr denir.

6) ERKEK-DİŞİ GUATR NEDİR?
Halk arasında ameliyattan sonra nüks eden guatra dişi guatr denir. Eskiden guatr ameliyatlarında çoğunlukla bezin bir bölümü alındığı için ve yeterli takip de yapılmadığı için tekrarı sık görülüyordu. Ancak günümüzde bez, tek veya iki taraflı tamamen alındığı ve takipleri de daha düzenli yapıldığı için nüks oldukça azalmıştır.

7) GUATR TANISI NASIL KONUR?
Boynunda şişlik fark eden veya guatrın yukarda saydığımız şikayetlere sahip hastaların hastaneye müracaatı (genel cerrahi veya dahiliye) ile yapılan muayene, US, biokimya,ve gerekirse sintigrofik tetkiklerde tanı konulur.
Hamile bayanlarda guatr görülürse kesinlikle doktor eşliğinde tedavi görmesi gerekmektedir. Aksi taktirde doğacak bebekte de guatr rahatsızlığı gelişir.

7) HER GUATRA AMELİYAT ŞART MIDIR?• Guatr hastalığı, bitkisel tedavilerin yanısıra tipine göre medikal veya cerrahi olarak takip ve tedavi edilebilir.
• Tıbbi tedaviye dirençli hipertiroidi vakalar,
• Multi nodüler guatrlar
• Aşırı büyüyüp bazı belirtileri ( nefes darlığı gibi) gösteren diffüz guatrlar.
• Tiroidde kanser şüphesi olan vakaların tedavisi cerrahidir.
• Guatr ameliyatları genel anestezi ile yapılır. Boyun cilt çizgilerine paralel, uzun dönemde belli belirsiz cilt çizgisi gibi görünen bir kesişle uygulanır.

Hastalığın durumuna göre ya tek, ya da iki taraflı olarak uygulanır. Tiroid bezinin ya tamamı alınır ya da bir bölümü bırakılır. Cerrahideki ilerlemeler nedeni ile hem iyileşme süreci kısaltılmış hem de ses kısıklığı uyuşma ve cilt çekintileri gibi şikayetler en aza indirilmiştir. Ameliyat olan hastalar belli aralıklarla kontrole çağrılırlar.

Lazerli Göz Çizdirme Ameliyatı En Sık Sorulan Sorular

1. Lazerli göz çizdirme ameliyatları (LASİK) ağrılı mıdır?

Lazer göz cerrahisinde operasyon sırasında hafif bir batma ve acı hissi olabilmektedir. Hastaların dediklerine göre lazerli göz ameliyatı sırasında daha çok göz kapağında bir baskı batma gibi bir duygu yaşanmaktadır. Göz kapağının açık kalmasını sağlayan aletin verdiği bir miktar rahatsızlık elbette olur. Hastalar aynı zamanda lazerle göz ameliyatları sonrası gözlerinde kaşıntı, kızarıklık ve irritasyon gibi ufak şikayetler edebilirer. Çok nadiren aşırı göz yaşı salgılanması gibi vakalar da görülebilmektedir. Ağrı ve sızı ise pek rastlanmayan lazer ameliyatı sonrası şikayetlerdir.

2. Lazerli göz ameliyatlarından sonra ne kadar sürede iyileşebilir ve eskisinden daha iyi gören gözlerimize kavuşabiliriz?

Lazerle göz ameliyatlarında hastaların son derece kötü ve bulanık görme olaylarında bile lazer ameliyatının hemen sonrasında oldukça kayda değer göz iyileşmeleri kaydedilmektedir. Hastaların % 90 ila 99 gibi bir oranı lazerli göz ameliyatından 12-24 sat sonra görme duyularının eskisinden daha iyi olduklarını hissettiklerini söylemektedir. Ancak hastanın lazer ameliyatı ile gözlerinin tedavisinden birkaç hafta sonra gözlerinden tam randıman alabileceğini de unutmamak gerekir.

3. Lazerli göz ameliyatının ardından kör kalma riski var mıdır?

Her göz ameliyatında olduğu gibi lazerli göz ameliyatlarında da teorik olarak kör kalma riski bulunmaktadır. Ancak bu risk inanılmaz düzeyde küçüktür. Ancak beklenmedik bir çok olumsuzluğun aynı anda rast gelmesi durumunda görülebilme ihtimali vardır. Örneğin optik göz sinirlerinin lazerli göz ameliyatı operasyonu sırasında hasar görmesi sonucu gelişen komplikasyonlar ve yan etkiler binde birlik bir ihtimaden daha zayıftır.

4. Lazer ameliyatına ardından bildirilen göz kamaşması ve gözde şimşekler çakmasının sebepleri nelerdir?

Lazerli göz ameliyatın hemen ardından veya bir süre sonra ameliyat geçiren hastalarda gözde şimşekler ve ışımalar şeklinde şikayetler gelebilmektedir. Bu sorun genelde lazerli tedavinin ardından 8 hafta kadar devam eder. Bu durum devam ederken geceleri araba kullanmamaya özen gösteriniz. Göz kamaşması özellikle göz bebekleri aşırı derecede büyük olan ve akut görsel rahatsızlıkları bulunan hastaların başına sık gelen bir olaydır. Ameliyattan önce bu tür şikayetleri olan hastaların kontakt lens kulanmaları da bir risktir. Bu durumda uzman göz doktorunuzla konuşarak bu sorunun olası riskleri ve ameliyata etkilerini karşılıklı müzakere edebilirsiniz.

5. Lazerli göz ameliyatından sonra araba kullanmak ve işe gitmek gibi günlük aktivitelerime ne zaman dönebilirim?

Bir çok hasta, lazer ameliyatın ardından hemen bir gün sonra gündelik hayatlarına dönmektedir. Ancak bilgisayar kullanımı veya çok fazla okuma gerektiren bir iş ile iştigal ediyorsanız gözünüzde göz kuruluğu görülebilir. Bu durumda yapay göz yaşı içeren damlaları eczanelerden temin edeerek özellikle yorucu göz aktiviteleri yaptığınızda kullanmanız gerekmektedir. Ameliyatın ardından size yapılacak tek kısıtlama, göz ve çevresine makyaj uygulamamanız konusundadır.Bunun yanında yüzme havuzundaki sularda bol miktarda klor bulunduğundan dolayı gözün tahriş olmasını engellemek için bir süre yüzmeye de ara vermelisiniz.

6. Lazerli göz cerrahisinin ardından göz kuruluğu sorunu nasıl çözülebilir?

Her ne kadar kişiden kişiye değişse de, lazer göz ameliyatlarının ardından en fazla görülen şikayet göz kuruluğudur. Özellikle kornenın içerisinde bulunan sinir ve hücrelerin operasyonda zarar görmesi göz kuruluğunun nedenleridir. Bazu hastalarda lazerli göz operasyonunun ardından göz kuruluğu ve yetersiz göz yaşı salınımı haftalar ve hatta aylarca sürebilmektedir. Bu durumda göz damlanıza ara vermeden kullanmanız faydalı olacaktır.

Bayanlarda kısırlık tedavisi ve tüp bebek yöntemi

Kısırlık sorunları – Tedavi Yöntemleri

Her ağacın bir meyvesi olduğu gibi evlilik kurumunun meyvesi de bebeklerdir. Ailelerin bebek dünyaya getirmeleri çoğu zaman herhangi bir sorun veya problem olmaksızın cereyan eder. Ancak bazı çiftlerde bebek ve hamile kalma arzusu olmasına rağmen, bazen anneden, bazen babadan kaynaklanan sebeplerle çiftleşme sonrası bebeğin oluşum süreci bir şekilde sekteye uğrayabilmektedir. Bu duruma tıp dilinde kısırlık adı verilemektedir. Geçmişte sebebi bile doğru dürüst tespit edilemeyen kısırlık vakaları artık günümüzde, rutin birkaç tıbbi prosedür ile kolaylıkla tedavi edilebilen basit rahatsızlıklar halini almıştır. Çoğu çift, kısırlık tedavisi için gittikleri tüp bebek merkezlerinden ikiz evlat sahibi olarak geri dönmektedirler. Bu yazımızda kısırlığın gerek cerrahi, gerekse ilaçla ve diğer değişik metodlarla tedavisine yer verdik. Bebek bekleyen ailelere ufak bir miktarda bir faydamız bile olursa bundan onur ve gurur duyarız.
Kısırlık tedavisi aslında oldukça masraflı ve çaba gerektiren bir tedavi sürecidir. Ancak SSK Bağ-Kur ve Emekli Sandığı üyeleri olan çalışanların bu tür kısırlık tedavisi masrafları çoğunlukla sosyal güvenlik kuruluşlarınca karşılanmaktadır. Doktorunuzla hangi yöntemi uygulayacağınıza karar veriirken size en az masraf doğuracak ve en etkili sonuç alınacak kısırlık tedavisi yöntemini seçmeye gayret gösteriniz.

Bazı kısırlık rahatsızlıklarının diğerlerine nazaran daha kolay tedavi edildiği ve dolayısıyla az masraflı olduğu bilinen bir gerçektir. Ancak 35 yaş sınırını aşmış hanımlarda genelde bebek sahibi olma şansı azalırken, düşük ve kısırlık riski yükselmeye başlamaktadır. Şayet 35 yaşını aşmış bir bayansanız özellikle genç çiftlerin takip ettiği bazı tedavi yöntemlerini es geçebilirsiniz. Çünkü bu tür tedavi yöntemleri ileri yaşlardaki bebek umudu taşıyan bayanların zamanlarını çalmaktan başka bir işe yaramamaktadır.

Gebelik tedavisinden önce şunu anlamalısınız ki hiç bir kısırlık tedavisinin %100 bebek sahibi olmayı garanti etme imkanı yoktur. Ancak bilimin ilerlemesi ile milyonlarca çocuksuz çiftin bebek sahibi olduğu da diğer bir gerçektir.  Doktorunuzun sizde ilk uygulayacağı testler, niçin bebek sahibi olamadığınıza ilişkin testler olmalıdır. Böylelikle öncelikle bebek sahibi olamama kısırlık nedenleriniz açığa çıkarılacak ve daha sonra da bu nedenleri elimine etmek için ne gibi yöntemler izlenebileceği araştırılacaktır. Çiftlerden kadın veya erkek hangisinden sorunun kaynaklandığını bilmeden bir kısırlık tedavisinin uygulanması hem manasız hem de oldukça masraflı ve pahalı bir yöntemdir.  Şimdi yazımızda  öncelikle Kadın kısırlığını ele alacağız. Lütfen aşağıdaki linki tıklayınız

Kadın kısırlığının sebepleri ve tedavi yöntemleri nelerdir?

Lazer epilasyon merkezleri ve lazerle tüy aldırma

Yaklaşık olarak 20 yıldır dünya çapında uygulanan lazer epilasyon sistemi, kalıcı tüyden kurtulma yöntemlerinden birisidir. Bu sistemin en büyük avantajı ağrısız ve acısız bir biçimde istenmeyen tüyleri yok etmesi ve bir daha çıkarmamasıdır. Lazer epilasyon ilk olarak ABD de 1990 lı yılların başında yaygın olarak kullanılmaya başlanmıştır. Foto epilasyon olarak ta bilinen bu yöntem, oldukça güvenilir ve sağlıklı bir tüy aldırma teknolojisidir.

Lazer epilasyon sisteminin işleyişi nasıldır?

Laser epilasyonda selective photothermolysis (SPTL) denilen bir teknoloji kullanılmaktadır. Lazer ışınlarının frekansı ayarlanarak sadece cildimizdeki siyah kıllarda ve istenmeyen tüylerde bulunan melanin adlı pigmenti etkilemektedir. Bu melanin maddesi içeren kıl kökü, epilasyonda kullanılan lazer ışınını emerek ve absorbe ederek yüksek sıcaklık karşısında kıl köklerinin kurumasına neden olmaktadır. Melanin maddesi sadece siyah tüylerde bulunduğu için lazer epilasyonda sarı ve kırmızı tüyler daha az olumlu sonuç vermektedir.

Lazer epilasyon ile vücudumuzun değişik bölgelerinde, yüzde, dudak üstlerinde kaşlarda, yanaklarda ensede, bacaklarda, kollarda göğüs aralarında, kasık ve karın bölgesinde, kalçada, koltuk altında, basen ve baldırlarda, popo üstünde bulunan üstenmeyen tüyleri (ayva tüyü tabir edilen zayıf kılları dahil) kolayca yok edebilmektedir. Açık tenli ve koyu tüylere sahip bayanlarda lazer epilayon en ideal sonucu vermektedir. 1997 yılından beri ABD gıda ve ilaç otoritesi tarafından da “İstenmeyen Tüyleri Kalıcı Yoketme” metodu ve yöntemi olarak kabul edilmektedir. Lazer epilasyon yönteminin hızı ve kolaylığı bu tüy aldırma yöntemini popüler kılsa da, lazerli tüylerden kurtulmadaki başarı performansı tamamen bu tedaviyi uygulayan uzman kişinin yeteneklerine kalmaktadır. Aşırı tüylü bayanlarda touch-up metodu denilen ve 5-7 seans süren lazer epilasyon yöntemi kullanılmaktadır.

Lazer epilasyon merkezlerini nerede bulabilirim?

Ülkemizde İstanbul, Ankara İzmir, Adana Bursa, Eskişehir, Konya, Mersin Antalya Denizli Manisa, Gaziantep, Kayseri, Samsun, Trabzon, malatya, Urfa, Isparta, Balıkesir, Tekirdağ, Edirne, Erzurum gibi bir çok şehirde laser epilasyon merkezi bulunmakta ve ayrıca etiler, suadiye kozyatağı, şişli, ataşehir, mediciyeköy, kadıköy, moda, taksim, bostancı, nişantaşı, levent, erenköy,pendik konak, çankaya, bornova gibi metropol semtlerimizde de uygulanmaktadır

Lazer epilasyonun riski ve tehlikesi var mıdır?

Lazer epilasyon tehlikeli mi? Hayır kesinlikle değildir. Bazı nadir durumlarda deride çok hafif yanma ve kızarıklıklar meydana getirebilmektedir. Bu açıdan uzman bir lazer epilasyon merkezine gitmeniz sizin için faydalı olacaktır.

Lazer epilasyonda hangi lazer türleri ve dalgaboyları kullanılır:
Argon: 488 ile 514.5 nm arası, Ruby lazeri 694 nm, Alexandrite 755 nm, Dalgalı diode ışını 810 nm civarındadır

« Önceki SayfaSonraki Sayfa »