Akne sivilce tedavi sebepleri sivilcelerden kurtulmak

Akne sivilce nedir?

Akne veya  genel olarak bilinen adıyla sivilce rahatsızlığı, derinin hemen altında bulunan ve kıl köklerinin ihtiyacı olan yağı üreten sebum bezleri ile kıl köklerinin köklerinin kronik rahatsızlığıdır. Akne şikayetinin yaşandığı hastalarda sebum bezleri tıkanarak kist ve yumru biçimnde bir yağ birikimine neden olur.  Akne sivilce rahatsızlığı toplumda oldukça yaygın bir sıklıkta görülür.  Mesela Amerika Birleşik Devletlerinde toplumun yaklaşık % 20 sinin sivilce sorununu yaşadığına dair istatistikler mevcuttur. Sivilce sorunu daha çok ergenlik dönemlerinin başlaması ile birlikte başlamaktadır. Ergenlik çağına giriş ile birlikte cinsiyet hormonlarımızın salgı miktarı  hem kızlarda hem de erkeklerde artmaya başlamakta ve bu da sebum bezlerindeki sebum yağ üretiminin artmasına sebebiyyet vermektedir. Orta deri dermis tabakasında bulunan ve derinin yağ ihtiyacını karşılayan sebum bezlerindeki bu etkin yağ üretimi neticesinde  akne oluşmaktadır.

Sivilce Akne nasıl oluşur  gelişir ve meydana gelir?

Sebum bezlerinde üretilen yağ (sebum) normalde kıllar vasıtasıyla kıl köklerinden deri yüzeyine doğru çıkmaktadır. Bununla birlikte deri hücreleri bazen cilt gözeneklerini tıkayarak cilt yüzeyine yağ gelişine engel olabilirler.  Folleküllerin deriye çıkış yollarının tıkanmasıyla beraber bu yağ depolarında bakteriler üremeye başlarlar.  Bu bakteriler daha çok  Propionibacterium familyasındandır. Çoğalan bakteriler yangı ve iltahaba neden olarak Akne sivilce oluşumuna neden olurlar.

Diğer bir ifadeyle Sivilceler şu şekilde ortaya çıkarlar:

  1. kıl follekülleri yollarının yetersiz  hava alması siyah noktalara sebep olur.
  2. kıl follekülleri yollarının tıkanması enfeksiyon ve tahrişe neden olarak beyaz  peynirimsi bir irin ve akıntıya neden olur.
  3. Sonuç olarak tıkanan kıl kökleri kanallarının tıkanması sonucunda bakteriyel üreme hızlanır ve kıl follekülü şişkin bir hal alır. Zaamnla sivilce baş vererek içerisindeki akıntıyı ve mikroplu sıvıyı dışarıya atmak ister. Bu dönemde kaşıntılar yoğunlaşır. Sivilcelerin bu lezyonlarına tıp dilinde komedon adı verilmektedir.
  4. Akne yüzeysel olabileceği gibi derinin derinliklerinde de bulunabilir. bu durumda kist oluşumuna ve geniş abselenmelere neden olabilmektedir.

Sivilcelerin sebepleri ve nedenleri nelerdir. Sivilceye sorununun sebebi nedir?

Özellikle ergenlik dönemlerinde hormonal dengenin bozulması ve cinsiyet hormonlarındaki aşırı üretim, ergen gençlerde sivilce sorununa sebep olduğu bilinmektedir. Sivilce ve akne rahatsızlığının kalıtsal genetik ırsi oluşumunun yanında aşağıda sayılan başka değişik etmenler de sivilecelenmeye neden olmaktadır:

  • Bazı ilaçlar(kortikosteroidler, lityum, ve barbiturat içeren ilaçlar)
  • kadınların adet ve aybaşı dönemlerindeki hormonal değişimler.
  • kozmetik maddelerde bulunan mazı kimyasal maddeler, yağlar
  • şapka, kask gibi balımızı koruyan malzemelerin sıkı ve baskılı bir biçimde durması. gereksiz basınç ve terlemeye yol açması.
  • çevresel etkenler(nem ve kirlilik gibi)

Sivilceler, lezyonun görüldüğü bölgenin sıkılması yüzünden azabilir ve şiddetli bir seyir alır. Bu nedenle mümkün olduğunca sivilcelerimizle oynamamalı ve onları kaşıyarak tahriş etmemeliyiz.

Sivilce belirtlileri nelerdir?

Sivilce bedenimizin herhangi bir bölgesinde oluşabilmektedir. Bununla beraber en fazla görüldüğü bölgeler, sebum bezlerinin ve yağ bezlerinin yoğunlaştığı vücut bölgeleri olan:

  • yüz
  • göğüs bölgesi
  • sırt ve boyun bölgesi
  • omuz bölgesi
  • alın bölgelerinde görülmektedir

Her ne kadar kişiden kişiye farklılık gösterse de sivilcelerin en yaygın belirtileri şunlardır:

  • siyah noktacıklı uç vermeler
  • peynir kıvamında beyaz uç vermeler
  • içerisi cerahat ve irin dolu olan acılı yaralar
  • nodüller (sert ve belirgin şişlikler)

Bu belirti ve semptomlar diğer cilt hastalıklarına da benzeyebildiği için kesin teşhis için cildiye uzmanına gitmenizde fayda vardır.

Sivilce tedavisi:

Sivilce tedavisinin en önemli amacı sivilcenin yol açacağı yara izlerini ciltte minimum seviyeye indirmektir.  Sivilce rahatsızlığından yakınan kişilere değişik tedavi seçenekleri aşağıdaki şartlara göre uygulanabilmektedir:

  • sivilceden muzdarip kişinin yaşı genel sağlık durumu
  • akne sivilcenin ciddiyeti
  • kişinin değişik tedavi medikasyon ve ilaç tedavisi yöntemlerine karşı olan hassasiyeti ve dayanıklılığı
  • durumun gidişatı
  • kişinin seçimi ve tercihi
Akne sivilce tedavisinde topikal   ilaç uygulamaları:

krem losyon , jel veya   solüsyon biçiminde deriye uygulanan ilaçlar   akne tedavisinde önemli bir yer tutmaktadır. Bunlara  misali olarak:

benzoyl peroxide bakterileri öldürür (P. acnes)
antibiyotikler aknelerin artmasının azaltır veya  yavaşlatır,  akne şişliklerine ve kızarıklıklarına  iyi gelir.
tretinoin yeni akne lezyonlarının oluşumunu durdurur (komedonların)  cildin akne izlerinin temizlemesine   ve  derinin dış yüzeyinin  hücre yenilemesine yardımcı olur. siyah noktaları yok eder.
adapalene komedon oluşumunu azaltır
Sivilce rahatsızlığının sistemik tedavisi.

sistemik tedavi ile veya oral yolla antibiyotikler   genellikle   ciddi akne sivilce şikayetlerine iyi geldii bilinir. Bu sistemik tedavide kullanılan başlıca ilaç türleri:

  • doxisiklin
  • eritromisin
  • tetrasiklin
Ağır seyreden kistik ve yangılı akne sivilce rahatsızlığının tedavisi:

En etkili ve iyi sivilce ilacı olan Isotretinoin, ciddi akne lezyonlarında uygulanan ve aız yoluyla alınan bir ilaç çeşididir. kistik ve yangılı akne oluşumunu engeller ve sebum ya oluşumunu azaltan bir özelie sahiptir.  Hastaların yüzde 90′ında işe yaramakta e sivilce akne şikayetlerini tamamen ortadan kaldırmaktadır. Hekiman oral drug. Hekim kontrolünde kullanılması gerekir. Reçetesiz satılmaz.

Antibiyotikler ve akne sivilce tedavisi

Antibiyotiklerin genelde akne tedavisinde sınırlı bazı olumlu etkileri mevcuttur. Yine de son zamanlarda yapılan bazı bilimsel araştırmalar,  Özellikle ciddi  sivilce şikayetlerinde   rol oynayan bazı  dayanıklı bakteri türleri ile mücadelede (Propionibacterium akneleri gibi)  antibiyotik tedavisinin pek bir sonuç vermediğini söylemektedir.   bu araştırmaların sonucu olarak gelecekte sivilce tedavisinde antibiyotiklerin rolünün gittikçe azalacağı ortaya çıkmaktadır.  araştırmacılar, sivilce tedavisinde antibiyotik kullanımının yanında diyet rejim    uygulamasıyla birlikte diğer  bazı alternatif tedavi yöntemlerinin de uygulanmasının  faydalı olacağı hususunda birleşmektedir.

Rahim Serviks kanseri belirtileri tedavisi sebepleri nedenleri nelerdir?

Serviks (rahim Ağzı) Kanserinden siz de korunabilirsiniz.
Serviks Rahimağzı kanseri, kadınlarda meme kanserinden sonra en çok ölüme neden olan ikinci kanser türüdür.Rahim ağzı kanseri her ne kadar ciddi bir kanser türü olsa da her kanser türünde olduğu gibi erken şethis edilebilmesi durumunda kolaylıkla önlenebilir. Serviks Kanseri rahim ağzındaki hücrelerin anormal ve ontrolsüzce çoğalmasıyla karakterize edilen bir kanser türüdür. Seviks (rahimağzı) kanseri tedavi edilmezse bu anormal gelişen ve çoğalan hücreler bazen kanser hücrelerine dönüşebilmektedir.

Dünyada her yıl 500.000 Serviks Kanseri vakası tespit edilmekte ve bu hastalık yaklaşık olarak 250.000 hayata malolmaktadır. Türkiyede günde 2 genç kız veya kadın, Cervix Rahim ağzı Kanseri nedeniyle hayatını kaybetmektedir.Serviks Kanserlerinin neredeyse tümü Human Papillomavirus (HPV) adı verilen bir virusun belirli tiplerinden kaynaklanır.
HPV enfeksiyonu çok sık görülmektedir ve her 10 kadından 5′i yaşamları boyunca bu virüsle karşılaşmaktadır. HPV çoğu zaman cinsel temas ile bulaşır. Virüs deri teması ile geçebildiği için kondom da tam koruma sağlamaz.

Rahim ağzı kanserinin tedavisinde kemoterapi, radyoterapi, cerrahi müdahele ve bitkisel yöntemlerle kanser tedavisi gibi yollar kullanılmaktadır.

Serviks Kanserinin ilk başlangıç evlerinde genellikle belirti ve bulgu görülmez. Çoğunlukla kanser yayıldıktan sonra belirti ve bulgular ortaya çıkar.Pap(smear) testi ile rahim ağzında kansere dönüşebilecek hastalığı bulunan yada Serviks Kanseri için yüksek risk taşıyanlar tespit edilebilir. Smear testi sayesinde anormal hücreler erken evrede tespit edilebilir, fakat tarama programları %100 etkin değildir. HPV (Human Papillomavirus)’nin neden olduğu Serviks Kanserinden AŞI ile
korunmak mümkündür.Aşının HPV ile temas öncesi 10 yaşından itibaren üç doz olarak uygulanması önerilmektedir. Ayrıca Serviks Kanseri ve HPV’den etkin korunma için düzenli doktor kontrolü ve smear testi yaptırmakta çok önemlidir.

Sizler de rahim ağzı kanseriyle ilgili şüpheleriniz varsa, cinsel organınızdan akıntı vb. geliyorsa, kasık bölgenizde şiddetli ağrı ve yanma varsa vakit kaybetmeden doktorunuza giderek rahim ağzı kanseri tetkiklerini yaptırınız. Erken teşhis için et etkili yol ise düzenli aralıklarla rahim ağzı kanseri kontrollerinizi 20 li yaşlardan itibaren yaptırmanızdır.

Karın germe ve göbekten yağ aldırma ameliyatı

Karın germe, Abdominoplasti (Tummy Tuck) estetik ameliyatı nedir?

Karın germe ameliyatı, yani ingilizcedeki tabiriyle “tummy tuck” karın bölgesindeki fazla yağlar ve derinin alınarak elimine edilmesini amaçlayan majör bir cerrahi operasyondur. Karın germe ameliyatı sayesinde karın ve göbek, bel, kalça bölgesindeki fazla yağ ve kilolardan sadece tek bir ameliyat ile kurtulabilir ve karın bölgesi kaslarını sıkılaştırabilirsiniz. Karın germe ameliyatı ile karın ve göbek kısmındaki sarkan yağ dokusunu tamamen aldırtabilirsiniz. Ancak ameliyat bölgesinde ameliyat sonrası izler kalacaktır. Bu yara izleri, ameliyatın boyutu ve kapsamına göre değişmektedir.

Karın germe ameliyatları gerek erkek gerekse bayanlardan talep gören ve uygulanabilen bir estetik ameliyat türüdür. Ameliyat sırasında karın bölgesinin üst kısmına bir neşter yarası açılmaktadır. Ameliyat genel anestezi ile birlikte uygulanır. Neşterle açılan bölgede deri, yağ tabakasından ayrıştırarak karın kasları gerginleştirilir. Fazla sarkan deri tabaka ise alınarak karın derisi de gerginleştirilir. Daha sonra fazla yağlar alınarak ameliyat bölgesi dikilir ve ameliyat sona erdirilir.
Karın germe ameliyatında hastanın durumuna göre epidural anestezi de uygulanabilmektedir. Hastanın karın kontur ve şekillenmesini mükemmel düzeye getirmek için liposakşın ile birlikte karın germe ameliyatı da yapılmaktadır.

Karın germe ameliyatının bir çeşidi olan ve sadece kasık üstü bölgeye uygulanana kısmi veya bölgesel karın germe ameliyatı “mini tummy tuck” ile de sadace göbekten kasık bölgesine doğru sarkan bölgedeki deri alınmakta ve kaslar gerginleştirilmektedir. Mini tummy tuck ameliyatı genelde 1-2 saat sürmektedir.

Ameliyatın ardından ameliyatlı bölgeye dikiş atılır ve sıkı bir biçimde bandaj yapılır. Ayrıca ameliyat yarasının arasına bir tüp drenajı yapılarak akıntının alınması sağlanır. Karın germe ameliyatı sonrası hastaların ameliyatlı akrın bölgesinde bir takım kızarma ve şişkinllikler görlüebilmektedir. Bu durumda doktorunuza danışarak ağrı ve yangıyı hafifletici ilaç takviyesi yapabilirsiniz.

Yüzeydeki ameliyat dikişleri genelde 5-10 gün içerisinde çıkartılırken, iç ksıımda kalan dikişlerin kaybolması 3 haftayı bulabilmektedir. Karın germe ameliyatı hastanede yatılı servis biçiminde yapılabildiği gibi ayakta tedavi anlamına gelen outpatient yöntemlerle günübirlik olarak ta uygulanabilmektedir. Karın germe ameliyatı sonrasında hastanın iyileşme süreci yaklaşık olarak 1-3 haftayı bulmaktadır. Detaylı ameliyatlarda bu süre 1 ayı bulmaktadır.

Karın germe fiyatları ne kadardır?

Karın germe ameliyatlarının ücreti ve fiyatları 1500-4000 TL arası değişmektedir. Bu ameliyat, Ülkemizde İstanbul, Ankara İzmir, Adana Bursa, Eskişehir, Konya, Mersin Antalya Denizli Manisa, Gaziantep, Kayseri, Samsun, Trabzon, malatya, Urfa, Isparta, Balıkesir, Tekirdağ, Edirne, Erzurum gibi bir çok şehirdeki uzman estetik merkezlerinde ve tıp fakültelerinde uygulanmaktadır. Ayrıca etiler, suadiye kozyatağı, şişli, ataşehir, mediciyeköy, kadıköy, moda, taksim, bostancı, nişantaşı, levent, erenköy,pendik konak, çankaya, bornova gibi metropol semtlerimizde de karın germe ameliyatı uygulayan merkezler mevcuttur.

Hamile ve gebe hanımların yemeleri yasak olan yiyecekler

Hamile iken hangi giyecekler ve besinlerden uzak durmalıyız?

Hamilelik boyunca alkol tüketiminden uzak durmalıyız. Yapılan araştırmalarda Alkol tüketimiyle erken doğum, bebekte zeka geriliği ve doğum anomalileri ile yakın bir doğru orantılı ilişki kaydedilmiştir. Hamilelik boyunca alkol tüketen hanımarın bebeklerinde düşük kilolu bebek doğumları da görülmektedir.

Günlük kafein tüketiminizi 300 mg aşmayacak biçimde ayarlayınız. lafı ilk maddesi birçok içkinin içeceğin alan maddesi olup kafein bitkisinin yaprak veyahut tohumlarından elde edilişine göre içeceklerin kafein yoğunluğu değişmektedir. çeyrek litrelik kahve bardağı içerisinde ortalama olarak150 mg kafein bulunmaktadır. aynı şekilde bir su bardağı çayda ortalama olarak 80 mg kafein bulunur. bir şişe dolusu kafeinli sodalarda 30-60 mg kafein bulunmaktadır. unutmayınız ki çikolatada da kafein bulunmaktadır. bir tablet çikolatada çeyrek fincan kahvede bulunan kafein kadar kafein bulunmaktadır.

Hamilelik ve gebelik döneminde kesinlikle sakarin kullanmayınız. Çünkü sakarin, plasenta duvarının çeperlerinden rahatlıkla nüfuz ederek cenine ulaşabilmektedir. Fakat besleyici özelliği bulunmayan Tarım Bakanlığınca onaylı yapay şekerlerin gebelik süresince kullanımında her hangi bir sakınca bulunmamaktadır.

Hamilelik döneminde günlük diyetinizde tükettiğiniz yağ oranını 30% kadar azaltmalısınız. yani diğeri bir deyişle günlük 2000 lik besin tüketen hamile bir kişinin ortalama olarak 65 gramdan daha az yağı tüketmesi gerekmektedir. hamilelik döneminde günlük kolestrol alımınızı 300 mg geçmeyecek şekilli ayarlamalısınız.

Pastörize edilmemiş sütlerden imal edilen peynir, yoğurt gibi süt ürünlerini kesinlikle tüketmeyiniz. bu tür sütler bebekte Listeria enfeksiyonunun gelişmesine neden olabilir. çiğ et ve balık gibi pişirilmemiş gıdalardan da yememelisiniz.

Hamileyken yenen hangi yiyecekler mide ve barsak ağrısı rahatsızlığı yapar?
Hamilelik süresince gündüzleri yorgunluk, halsizlik, ishal veya kabızlık gibi şikayetleriniz olabilir. Her ne kadar bu tür rahatsızlıklarınız bulunsa da bebeğiniz ve kendi sağlığınız için yemek ve içmek zorundasınız. Bu nedenle aşağıdaki öğütleri tutmanızda fayda var:

Hamilelikte gebelikte gündüz yorgunluğu ve bitkinliğine karşı: Kraker, tahıl veya peksimet tarzı şeyler atıştırın ve bunu yatakta uzanmaya gitmeden önce yapın. Kısa aralıklarla ve sık biçimde azar azar atıştırın. Yağlı kızarmış ve yağda pişirilmiş yiyeceklerden uzak durun.

Hamilelikte gebelikte kabızlık şikayetine karşı: Taze meyve ve sebze tüketin. Günde en az 6-8 bardak su tüketin.
Hamilelik ve gebelikte ishale karşı:Pektin ve yapışkan maddeler içeren gıdaları tüketin. özellikle fiberli ve lifli besinler su tutma kapasitesinin yüksekliğinden dolayı fazla suyu zaptederler. Bu tür besinlere misal olarak muz, beyaz pirinç, elma hoşafı ve buğday ekmeğini örenk verebiliriz.
Mide yanması: Gün boyunca sık ve azar azar yiyiniz. yemeklerden önce yarım bardak süt içiniz. kafeinli yiyecek ve içeceklerden uzak durunuz.

Hamile gebe iken diyet yapılabilir mi?

Hayır hamile iken kesinlikle rejim diyet zayıflama formada kalma kilo vermek gibi zırvaları dinlemeyiniz. Hem sizin hem de bebeğinizin yeterli miktarda besin alarak sağlıklı gelişime ihtiyacınız var. Zaten hamilelik sonu doğum sürecinde bir miktar kilo kaybedeceğinizi hatırlamanızda fayda olacaktır.

Epilasyon ve ağda ile tüy aldırmak

Epilasyon genelde vücutta bulunan istenmeyen tüylerin toplu olarak uzaklaştırılması için kullanılır. Bu işlemi yaparken bireysel olarak ağda gibi yöntemler kullanabileceğiniz gibi lazer epilasyon gibi modern teknikler de kullanabilirsiniz.

Muhtemelen insalık tarafından ilk keşfedilen tüy alma tekniği rastık adını verdiğimiz iple tüy temizleme yöntemi idi. Bu yöntemin eski mısırda fatlah olarak bilindiği söylenir. Daha sonra rastık çekmenin persliler ve asyalılar arasında yaygınlaştığı sanılmaktadır.
Modern zamanlarda tüylerden kurtulma olayı, elektriğin kullanılması sonucunda epilasyon sayesinde kolaylaşmıştır. Aslında bir çok epilasyon aleti de aynen rastık iplerinin mantığı il çalışmakta ve tüyleri kökünden almaktadır.

İstenmeen tüylerin epilasyon aletleri ile alınmasının bazı faydaları vardır:

Bir kere tüylerin uzaması yavaşlamakta ve 2-3 haftayı bulmaktadır.

Ağda ve epilasyonun ardından çıkan tüyler daha ince ve zayıf olmaktadır.

Epilasyon aleti almanız ile tüy aldırma masraflarınız en aza inecektir.

Epilasyon ile vücudunuzun tüylerinin alınması en zor bölgelerinin daha kolay istenmeyen tüylerden temizlendiğine şahit olacaksınız.

Ancak diğer yönden elektrikli epilasyon bazen işe de yaramayabiliyor:

Kalın ve güçlü kıl kökleriniz varsa tüy aldırma işlemi acılı geçebilir.

Bacak ve genital bölgelerdeki istenmeyen tüyleri almak acı verici olabilir.

Elektrikli epilatörlerin tüyleri kavrayabilmesi için istenmeyen tüylerinizin belirli uzunluğa erişmiş olması gerekmektedir.

Çok ince tüylerin elektrikli epilayon ile alınması oldukça zordur.
Şayet elektrikli epilasyon cihazlarıyla tüylerinizi alacaksanız cildinizin az gergin olması gerekir. Bu sayede daha acısız ve temiz bir epilasyon geçirmiş olursunuz. Bunun için sıcak bir duş alarak kurulanmanız yeterlidir. Ayrıca serin odada cildiniz daha gergin olur .

Epilasyon ve istenmeyen tüylerden kurtulma ile ilgili yazılarımız devam edecek

Böbrek Kanseri Belirtileri,Sebepleri,Tedavi ve İlaç yöntemleri

Böbrek kanseri böbrekte kötü huylu kanser hücrelerinin yol açtığı bir kanser türüdür. Böbrek adını verdiğimiz organımız, karın bölgemizin hemen alt kısmında iç taraflarda gizlenmiş küçük balon şeklinde olan bir organdır. Böbrekteki kaslı çeper sayesinde kolayca genişleyip daralan bu organ,kanda bulunan değişik artık maddeleri ile zehirli maddeleri temizlemektedir. Özellikle kanda bulunan üre, üreter adı verilen ve herbiri böbreğin bir lobuna bağlı kanallar ile böbreği ulaşmakta ve burada damıtılmaktadır. İdrarımızı yaptığımızda böbreklerde bulunan üreli ve zararlı maddeleri içeren bu sıvı, idrar kesesine doğru yol alır ve böbrekleri boşaltır.

Böbrek kanserinde üç tane ana tür bulunmaktadır. Bunlar sırasıyla transisyonel hücre karsinomu, yassı epitel karsinomu, ve adenokarsinom adı verilen türlerdir. Hastalığın yüzde 80′lik kısmı böbrek epitel hücrelerinde ortaya çıkmaktadır. Kanser birkez böbrek duvarına geçerek yayılmaya başlarsa bu durumda diğer sistem ve organlara yayılır. Tıp dilinde buna metastaz adı verilmektedir.

Şu ana kadar yapılan araştırmalarda, en fazla rastlanan böbrek kanseri türleri, 93% oran ile (TCC) adı verilen transisyonel hücre karsinomudur. Bu böbrek kanseri türünü sırasıyla yassı hücre kanseri( 5% civarı) ve adenokarsinom (2%) takip etmektedir.

Transisyonel hücre karsinomu böbrek epitel zarı hücrelerinde oluşmaktadır. Buradan üretra ve pelvis leğen kemiği kısmına da bulaşabilme özelliğine sahiptir. Bu elastik hücrelerde görülen kanser vakaları metastaza yatkın bir seyir izler.

Ancak transisyonel hücre karsinomu vakalarının 80% lik kısmı yüzeysel seyir eden hastalık olarak tabir edilen ve böbrek zarı duvarının iç kısmındaki hücelere sirayet etmeyen bir gidişat arzeder. Ancak nadir bazı vakalarda sidik torbası ve leğen kalça kemiklerine yayılma durumlarına da raslanmıştır. Yüzeysel böbrek kanserinin de iki ana türü bulunur:

Papiller Tümörler: genelde tek veya kümeler halinde böbrek dış zarında rastlanır. Bu tür Kanser Hastalığın nüksetme riskinin fazlalığına karşın yayılma eğilimi göstermedikleri için tedavileri kolaydır. tumors or bladder warts – superficial growths that occur individually or in clusters.
Karsinoma in situ (CIS) - Bu yassı tümörler bazı ürologlarca böbrek epital duvarının üstündeki kırmızı renkte bir kadifeye benzetilmiştir. Tehlikeli bir böbrek kanseri türüdür ve saldırgan bir seyir izleyebilmektedir.

Yayılımcı Böbrek Kanseri: Şayet kanerojen habis huylu tümörler bir kez böbrek duvarını aşmayı başardılar mı bu durumda yayılmacı bir kanser vakasına dönüşmüş olmaktadır.

Metastazik Böbrek Kanseri

Bu böbrek kanseri türünün en fazla metastas etiği organ ve sistemler, kemik ve iskelet sistemi, akciğerler, karaciğer, deri, ve lenf bezi organ ve dokularıdır.

Kanserojen hücrenin yapısı ve türünün yanında metastaz tarzının da tedavi seçeneklerinin belirlenmesinde etkin bir rol oynadığı bilinir.

Böbrek Kanseri Derecelendirmesi nasıl yapılır?

Böbrek Kanserinin uluslararası kabul gören derecelendirme sistemi olan TNM’e göre 3 ana kategori çizilmiştir. Bu hususa değinmeden önce derecelendirme sisteminde kullanılan terim kısaltmalarına bi göz atalım.

Tümor (T)

TX – Değerlendirmeye tabi tutulamayan 1. tip tümör
T0 – Delil bulunamayan 1. tip tümör
Ta Sadırgan olmayan papillary tumör
Tis – Yayılmacı olmayan karcinom in situ
T1 – Böbrek duvarının epitel dokusuna bulaşmış olan kanser türü
T2 – Böbrek duvarındaki yüzeysel kasları ele geçiren Kanser vakası
T3a – Böbrek duvarındaki derin kasları ele geçiren Kanser vakası
T3b – Böbreğin etrafını saran yağ tabakasına ulaşan Kanser vakası
T4a – Prostat, uterus, vajen gibi organlara metastaz ederek yayılmış olan kanser
T4b – Pelvik ve abdominal duvara yayılan kanser
Lenf bezleri (N)

NX – Değerlendirmeye alınamayan bölgesel lenf bezleri

Böbrek kanserinin iyileşme oranı nedir?

Yüzeysel böbrek kanserlerinde hastaların iyileşme oranları 5 yıllık dönem içerisinde % 80 civarındadır. The prognosis for patients with superficial bladder cancer is generally Diğer organlara az miktarda yayılmış böbrek kanseride 5 yıl sonrasında yaşama oranı % 75 tir. Metastaz etmiş Kanser türlerinde ise % 10-40 civarında olduğu tahmin edilmektedir.

Egzersiz yapmak Göğüs Kanseri tedavisine iyi geliyor mu?

Hepimiz göğüs kanserinin kalıtımsal bir hastalık olduğunu ve göğüs kanseri hastalığını tetikleyebilecek diğer risk faktörlerinin hormon değiştirme terapileri, alkol kullanımı, maruz kalınan radyasyon ışınları ya da devamlı alınan x ışını tedavisi olduğunu biliyoruz. Peki egzersiz yapmanın sizi göğüs kanserine karşı koruduğunu biliyor muydunuz?

The New England Journal of Medicine de yer alan son araştırmalar gösteriyor ki haftada 4 saat veya daha fazla spor yapan zayıf kadınların kilolu emsallerine göre göğüs kanserine yakalanma olasılıkları daha düşüktür. Düzenli olarak egzersiz yapmıyor olsalar bile sürekli hareket etmelerini gerektiren işlerde çalışan kadınlar günün büyük çoğunluğunda oturan kadınlara göre göğüs kanserine daha az yakalanırlar.

Peki egzersizin ve spor hareketlerinin göğüs kanseri riskini azaltmasının nedeni nedir? Bazı çalışmalar alınan kiloları vücut yakmadığı zaman göğüs kanserini tetiklediği sonucuna varmıştır. Bu etki domino etkisidir. Zamanının çoğunu oturarak geçiren kadınlarda artan östrojen hormonuna bağlı olarak zamanının çoğunu hareket ederek geçiren kadınlara oranla daha fazla göğüs kanserinin risk faktörlerinden olan trigliserit bulunmaktadır. Kadınların riski en aza indirgemek için yapmaları gereken; egzersiz yaparak enerji dengelerini en yüksek seviyede tutmaları ve beslenmelerine dikkat etmeleridir
Tabii ki, birçok aktif, zayıf kadın da bu hastalığa kendi kontrolleri dışındaki koşullar nedeniyle yakalanabilmekte, bu hastalıkla savaşmak zorunda kalmaktadır. Her yıl Amerika Birleşik devletlerinde yaklaşık 180,000 yeni hasta teşhis edilmektedir.

Ölüm oranlarının azalmasına ve tıbbi gelişmelerin artmasına rağmen bu hastalık hala pusuda varlığını devam ettirmektedir. Kadın olmanın, göğüs kanseri için en büyük risk olduğunun farkında olarak her kadın bu konuda bilinçlenmelidir.

En çok görülen göz kusurları ve hastalıkları

En sık rastlanan gös rahatsızlıkları ve hastalıkları hangileridir?

Aşağıdaki listede en fazla karşımıza çıkan göz hastalıklarını bulacaksınız. Bu hastalıklarla ilgili ayrıntılı bilgiler sitemizde bulunmaktadır.  Bu göz hastalıklarının bir kısmı lazerli göz cerrahisi, lazer ameliyatları, lazer operasyonları ile tedavi edilebilir iken bir kısmında ise klasik ilaç ve tedavi yöntemleri kullanılmaktadır.

Yaşlanma ile alakalı Makula dejenerasyonu ( maküler bozulma)  nedir, retina bölgesinde bulunan maküler dokunun yaşlanma sonucu deforme olarak bozulması anlamına gelmektedir.

Göz donuklugu( Tembelligi, Ambilopi) nedir, gözün görme mesafesinin ve netliğinin bozulması anlamına gelmektedir.

Astigmatizm (astigmat gözler) nedir, göz rahatsızlığında gözün kornea bölümünün anormal bir eğim ve bombelenme yapması sonucu göz korneasının (mercek) iki ucuna rast gelen görüntülerin bulanıklaşmasıyla kendisini belli etmektedir.   Bu rahatsızlıkta nesneler olduğundan daha yakın görünmekte ve netliği kaybolmaktadır.

Blefarit nedir, göz kapaklarının kenarlarında görülen iltahap ve yangıya verilen isimdir.  blefarit göz kapağı  hastalığında göz kapaklarında bulunan kıl follekülleri ile yağ bezelerinde görülen iltahaplanmalar sonucu göz kapağında şişkinlik ve kızarıklık görünmektedir.

Katarakt nedir,  göz lenslerinin kalınlaşması ve kabuk bağlaması sonucu göz bebeğinden ışığın yeteri kadar içeri girememesiyle oluşan ve görüntü bulanıklaşmasına neden olan bir tür göz hastalığıdır. Genelde ilari yaştaki yaşlılarda görülür.

şalazyon nedir,, gözün alt kapağında oluşan küçük kist ve şişliklere verilen isimdir gözde bulunan ve gözyaşındaki yağı salgılayan meibomian bezlerinin iltahaplanması sonucu oluşur.

konjonktivit nedir,,  yada göz kızarıklığı olarak bilinen bu rahatsızlık genelde gözdeki kan damarlarının yangısı ve iltahaplanması sonucu konuktiva denilen göz çeğerinin kızarmasıyla oluşur. Konjuktiva denilen bu zarımsı yapı, sklera ve göz kapağının iç tarafını saran bir zar dokudur. Konkonktiva yada göz kırmızılığı kızarıklığı, bakteriyel viral olabilir. Bu durumda oldukça bulaşıcı bir seyir izler. Göz kızarıklığının tedavisinde bazı göz merrhemleri ve damlaları kullanılmaktadır.

Diyabetik retinopati nedir, şeker hastalığına yakalanan kişilerde retinadaki kan damarlarındaki tahrişten kaynaklanan bir göz hastalığıdır. Tedavi dilmezse ileriki evrelerde şeker hastalarında körlüğe neden olabilir.

Göz kuruluğu nedir, genelde gözün nem düzeyinin azalmasına neden olan bazı dış etmenlerden kaynaklanır.  Gözde batma ve ağrı hissi uyandırır. Nem, duman, yaşlanma bilgisayar başında göz kırpmadan fazla durmak ve oturmak gibi bazı belirli nedenler göz kuruluğuna neden olabilmektedir.  Göz kuruluğunun tedavisinde bazı antihistaminik göz damlaları faydalı olmaktadır.

Vitre nedir, gözde uçuşur gibi görünen saydam noktacıklar ve karıncalanmalardır. Bunun en önemli nedeni göz sıvısında birikmiş olan saydam hücre kalıntılarıdır.

Glokom nedir,, göz sinirlerinin basınç dolayısıyla hasar görerek görme duyusunun kaybına neden olan bir rahatsızlıktır.

Hipermetropi nedir,bir insanın yakını görememesine verilen göz lenslerinin rahatsızlığıdır.

iritis nedir, gözde bulunan iris tabakasının yangı ve iltihaplanmasına verilen isimdir.

Miyopi nedir, insanın uzağı görememe rahatsızlığına verilen isimdir.

Presbyopi nedir? Göz lenslerinin yaşlanmanın da etkisiyle yakına odaklanmaktaki kapasite kaybına verilen isimdir.  Yakını görememe, hipermetrop göz rahatsızlığının bir türüdür.

retina dekolmani nedir? (Retinal Detachment) retinadokusunun yırtılması nedeniyle görülen bir göz kusurudur. Genelde karanlıktan ışığa çıkıldığında ani şimşek çakmaları ile gözümüzde kendisini belli eder.

Retinitis Pigmentosa nedir? göz retinasında görülen ve kalıtsal özellik arzeden bir grup göz rahatsızlığına verilen toplu isimdir. Bu rahatsızlıkların hepsi göz retinasını olumsuz etkiler ve ışığa karşı hassasiyet ile kendisini gösterir. retina tabakasında bulunan ışık hücrelerinde görülen bu rahatsızlık ilerleyici bir hal  gösterir.  Zamanla körlüğe kadar varan bir görme kaybına neden olabilir.  Tavuk karası olarak ta bilinir. özellikle geceleri obje ve nesneleri tam olarak görememe ile kendisini belli eder.

Şaşılık nedir? göz kaslarının yanlış çalışması (mal fonksiyonite) sonucu gözün duruş asimetrisi sergilemesine verilen isimdir.

Arpacık nedir? bulaşıcı olmayan, bakteriyel temelli ve gözün içerisindeki yağ bezelerinin iltahaplanmasıyla kendisini gösteren bir göz hastalığıdır.  göz kapağının içerisinde veya çeperinde kırmızı bir şişlik olarak çıkar ve genelde 2-3 günde kaybolur. Antibakteriyel pomadlarla tedavi edilebilir. Gözde rahatsızlık ve batma hissi bıraktığı için genelde rahatsızlık verici bir göz hastalığıdır.

Üveit nedir? gözde bulunan üvea dokusunun kızarıklığı ve göz ağrıları ile kendisini gösteren bir göz hastalığıdır.

Hamilelikte nasıl beslenelim, diyet önerileri

Hamilelik ve gebelikte doğru besinlerle beslenmek hem doğacak bebeğinizin sağlığı ve sağlıklı gelişimi açısından önemlidir hem de sizin hamilelik sonrası dönemde hamileliğin olumsuz etkilerini hızlı atlatmanız için oldukça gerekli bir şeydir. Hamilelik döneminde normal yaşantınıza nazaran günlük yeme alışkanlıklarınızda bir miktar değişikliklere gitmeniz gerekecektir. Misal olarak günlük kalori alımınız olağan zamanlarınıza göre ortalama 300 kalori daha fazla tüketim olmalıdır.

Her ne kadar hamileliğin ilk dönemlerinde bulantı ve kusma gibi hamileliği ve gebeliği zorlaştıran bazı sorunlar yaşasanız da, buna adırış etmeden dengeli bir diyet ve vitamin takviyeleri ile yolunuza devam etmeniz gerekecektir. Bu yazıda bebeğinizin sağlığını korumak için gerekecek bir kaç ince detayı size vereceğim.

Hamilelikte sağlıklı beslenme ile neyi kastediyoruz?
Hamile iken vücudunuzun siz ve elbette bebek için ihtiyaç duyacağı her türlü besini alması gereklidir. Bu nedenle günlük öğünlerinizi sıklaştırarak 15 kadar küçük öğünde ekmek ve tahıl tüketimini de ihmal etmeden almalısınız. Bu öğüncüklerin 4 kadarı meyva kürlerinden oluşmalıdır. diğer 4 tanesi sebze, 4 tanesi ise günlük yemeklerden tedarik edilmelidir. son 3 tanesi ise proteince zengin besinlerden (et, balık, yumurta, süt vb) faydalanılarak alınmalıdır. Hamilelik döneminde yağ ve şeker tüketimini bir hayli azaltmanız faydalı olacaktır. Ayrıca fiber yönünden zengin yani lifli yiyecekleri tüketmek te hamilelikte oldukça gereklidir. Ayrıca gebelik sürecinde günlük vitamin ihtiyacınızı besinler yoluyla almakta zorluk çekerseniz hekiminizin size tavsiye edeceği vitamin tabletlerinden de yararlanabilirsiniz.

Doğacak bebeğinizin kemik gelişiminde önemli bir yer tutan kalsiyum mineralini günlük 1000-1300 mg civarında temin edebilmek için hamilelik boyunca kalsiyumca zengin besinleri tüketmeniz gereklidir.
Bunun yanında demir mineralince zengin besinleri günlük öğüncüklerin en az 3 tanesinde tüketmeniz gerekecektir. Hamile bir bayanın gebelik döneminde günlük demir ihtiyacı 27 mg dır. Bunu da demirce zengin kırmızı renkli meyva ve sebzelerden ayrıca ıspanak gibi besinlerden temin edebilirsiniz.

Kendinize her gün değişik bir C vitamini kaynağı besin seçerek bunu tüketiniz. Örneğin Portakal, greyfurt, çilek, , papaya, brokoli, karnıbahar, brüksel lahanası,yeşil biber, domates green peppers, tomatoes, and yeşil hardal gibi besinler C vitamini deposudurlar. Hamile gebe bayanlar günlük 70 miligram C vitamini almak zorundadır. Ayrıca folik asit adı verilen vitamin de bebeğinizin zeka gelişimi için çok önemlidir. Zeki bir bebek doğurmak istiyorsanız folik asit içeren lahana gibi yeşil yapraklı sebzeleri, dana etini, bezelye, börülce, nohut gibi taneli baklagilleri bol miktarda tüketmelisiniz. Her gebe hanım günlük en az 0.4 miligram folik asit ihtiyacını besinlerden almak zorundadır. Folik asitin az alımı sonucunda hamilelikte bazı anatomik sorunlar çıkabilmektedir (nöral tüp kusurları, spina bifida açık omirilik sendromu gibi)

Her gün en az bir adet değişik A vitamini kaynağı seçiniz. A vitamini genelde havuç,yer elması, patates, ıspanak, zerdali, şalgam, şekerpancarı gibi bitkilerde bolca bulunur. Ancak aşırı miktarda A vitamini (günlük 10 000 üniteden fazla) tüketimi de bebeğin gelişiminde bozukluklara neden olabieceğini akılda tutmanız gereklidir.

Bebek Beslenme tablosu hangi yiyecekler faydalıdır

Bu gördüğünüz basit tablo ile bebeğinizin dengeli beslenmesinde kullanmanız gereken besin ve yiyecekler yer almaktadır.   Bebeğinizin 10 aylık olmasına kadar bu tabloyu harfiyyen uygulayabilirsiniz. Bu 10 aylık sürenin sonunda istediğiniz yiyecekleri bebeğinize vermenizde herhangi bir sakınca bulunmamaktadır.

Aşağıda gördüğünüz tabloda bebeğinizin en hızlı bedensel ve zihinsel gelişimi sürdürebilmesi için ideal besin kompozisyonuna yer verilmektedir.
Bu tabloyu dikkatlice inceleyin ve sizin bebeğinide eksik olan besinleri bir yere not edin.

Bebeğinizin İhtiyaçları Faydaları Bebeğiniz bu faydalı maddeyi nereden temin edebilir?
Vitaminler Vücudun besinleri sindirmesine ve etkili bir biçimde yiyeceklerden faydalanmasına yardım eder. Bebeğinizin bağışıklık sistemini de güçlü tutar Taze sebze ve meyveler
Mineraller Hyati organlarımızın düzenli çalışmasını sağlar Ayrıca vücudun su ve elektrolit dengesini de sağlar. Anne sütü, yumurta, tahıllar, et veyeşil yapraklı sebzeler.
Proteinler Bebeğin bedensel gelişiminde ve vücududun onarımında kullanılır. Ağız sütü, et, tahıllar, günlük yiyecekler, yumurta, baklagiller
Karbonhidratlar Vücudun hayati işlervlerini yerine getirebilmesi için gerekli olan enerjiyi sağlar. Anne sütü, buğday unu, pasta, patates, bezelye ve fasulye, baklegiller, günlük tüketilen yiyecekler ve meyvalar. .
Yağlar Vücudun enerji deposudur Süt, bitkisel yağlar

Bebeğinizin iyi bir biçimde dengeli ve düzenli beslenmesi, onun sağlıklı büyüme ve gelişimi için önemlidir. Ancak bu dediklerimiz sadece bebeklere özgü bir beslenme öğüdü değildir. Ailenin tüm yetişkin bireylerinin bu tabloyu kullanması tavsiye edilir.  Zaten sizler bu besinleri tüketirseniz bebeğiniz de büyüme sürecinde sağlıklı bir beslenme alışkanlığına aileden kazanacaktır.

« Önceki SayfaSonraki Sayfa »