Archive for the 'kalp damar ve dolaşım sistemi rahatsızlıkları' Category

Hemoroide basura bitkisel tedavi çözüm ve çözümler

Hemoroid (Basur) bitkisel tedavisi çoğu kişinin merak ettiği bir konudur. Aşağıdaki bitkisel çözümler, hemoroid basur sorununa bitkisel tedavi ile şifa verebilen bitkiler şunlardır:

Japon Pagoda Ağacı (Sophora Japonica)

Japon pagoda ağacı özleri, kan damarlarının duvarlarını güçlendirmekte, ve kılcal damar geçirgenliği düzeltmektedir. Bu nedenle damar sağlığını koruduğu için basur kanamalarına ve sancılarına karşı kendini kanıtlamış bir bitkisel tedavi yöntemi olarak bilinir.

Japon pagoda ağacı özü üzerinde yapılan klinik çalışmalar soucunda şu tespitler ortaya çıkmıştır:

*Japon pagoda ağacı özü kullanan erkek ve kadınların % 96 sında hemoroid basur rahatsızlığında ve kanamalarında iyileşme görülmektedir.
*Japon pagoda ağacı özü kullanan erkek ve kadınların % 88′lik kısmında kanamalarda belirgin bir azalma ortaya çıkmaktadır.
*Japon pagoda ağacı özü kullananlarda 95% oranında basur iltihapları kurumaktadır.
*Japon pagoda ağacı özü kullananlarda 90% oranında basur kaşıntıları sona ermektedir.
Genel olarak, Japon pagoda ağacı özü kullanların % 94′ünde basur belirtileri sona ermektedir.

Kasap Süpürgesi (Ruscus aculeatus)

Kasap süpürgesi bitkisi ülkemizde pek bilinmez. Ancak eskiden İngiliterede süpürge yapımında kullanılan çalı benzeri eski zamanlarda süpürge yapımında kullanılan Kasap süpürgesi, Kuşkonmaz bitkisine akraba bir bitki olup aynı zamanda sebze olarak ta kullanılmaktadır.

Kasap süpürgesi içerisinde bulunan ruscogenins maddesi, iltahap ve şişkinlik azaltan ve kan damarlarını daraltıcı etkilere sahiptir.Bu nedenle basur kanamalarını önemli ölçüde engellemektedir.

At Kestanesi (Aesculus hippocastanum)

Atkestanesi ağacının tohumu 1800′lerden beri Varis tedavisinde bitkisel çözüm olarak kullanılmaktadır. Günümüzde at kestanesi ekstresi, Avrupa ve Asya da hemoroid tedavisi için yaygın olarak kullanılır.

At kestanesi de kan damarlarının duvarlarını güçlendirerek basuır kanamalarını zorlaştırmaktadır. Damar esnekliğini artıran at kestanesi özü içerisinde aescin adı verilen ve kılcal damar kanamalarını durduran bir bitkisel enzim bulunmaktadır.

At kestanesi ayrıca, mikrovasküler dolaşımı artırarak basurlu bölgede şişme ve sıvı birikimini azaltmaktadır.

Cadı fındığı -Cadıfındığı (Hamamelis virginiana)

Cadı fındığı bitkisel özleri, Hemoroid kremlerinde yaygın olarak kullanılan bir sıkılaştırıcı basur kremi özüdür. Cadı fındığının kabuk ve yaprakları, hemoroid şişliklerine iyi gelmektedir.

Turnagagası (Geranium maculatum)

Turna gagası, Kızılderililer tarafından çeşitli sindirim hastalıklarını tedavi etmek için kullanılan bir yabani sardunya türüdür. Bu bitkinin yapraklarındaki bitkisel maddeler, hemoroid sorununa tedavi sunan bir takım etkili maddeler içermektedir.

Psilyum (Plantago ovata)

Mehmet ÖZ tarafından kabızlığa karşı bitkisel tedavi çözümü olarak önerilen bu bitki, yüksek oranda lifler ve zamk benzeri bir öz taşımaktadır. psilyum otu kabızlık tedavisinde doğal müshil olarak kullanıldığı gibi hemoroid sorununa da etkili bir bitkisel çözüm olmaktadır. Hemoroid basur sorunu olanların kronik kabızlıktan çok korkmaları nedeniyle psilyum kullanmalarını öneririz. Ancak bu otu kullanırken bol su içmeniz gerekecektir.

Aloe Vera

Aloe Vera yağları, Basur sancısını rahatlatıcı ve basurlu damarların neden olduğu ateşi soğutucu etkisi nedeniyle Basur tedavisinde uzun bir geçmişe dayanan uygulama alanı bulunmaktadır. Özellikle dış hemoroid sıkıntısı olan kişilerde şişkinlik ve yangı gibi rahatsızlıkları dindirici etkisi vardır. Aloe vere kremi veya yağları şeklinde piyasada satılmaktadır.

aloe vera bitkisinden elde edilen bir başka madde olan lateks özü, aynı zamanda doğal bir müshil olarak kullanılabilir. psyllium benzeri doğal müshil kabızlık mücadele ve hemoroid kızdırmak gelen sert, kuru dışkı önlemek kullanılabilir. Ancak, aloe özü çok güçlü olduğu – o yüzden dikkatli diğer yumuşak otlar ile birlikte sadece küçük bir bölümü ve muhtemelen kullanarak, zaman zaman kabızlık tedavisi için olabilir.

Basur otu, Yağlı Çiçek, Ranunculus ficaria

Bsur otu bitkisi, ingiliz bitkisel tıbbında basur tedavisi için en yaygın olarak kullanılan şifalı bitkidir. Bu bitkiye basur otu denmesinin nedeni, kök yumrularının basura benzemesindendir.

Basur otu gerek, Hemoroidli bölgeye dışardan sürülme yöntemiyle gerekse Basurotu çayının içilmesiyle tedavi edilmektedir. Basurotu hemoroide en kesin bitkisel çözümlerden birisini sunar. Ancak deride kabarcık ve alerji oluşturabileceği için hekime danışarak kullanmanız tavsiye edilir.

Sinirotu (Plantago major)

Lif bakımından zengin bir bitki olarak sinirotu bitkisi, geleneksel tıpta hemoroid tedavisi için yüzyıllardır kullanılmaktadır. Sinirotu bitkisinde doğal bir bitkisel öz olarak bulunan allantoin denilen enzim, bağışıklık sistemini uyarmakta ve basur yaralarını iyileştirmekta yardımcı bir anti-inflamatuar ajandır. Sinirotu liflerinden elde edilerek toz biçiminde satılan allantoin enzimi, Hemoroid Basur tedavisine ek olarak, ülser ve cilt hasarlarının tedavisinde de kullanılmaktadır.

Bromalein enzimi

Bromelain aslında ananas meyvesinde bulunan bir tür sindirim enzimleri kombinasyonudur. Bromelain bitkisel enzimi, şişme ve iltihap ve Varis, kronik venöz yetmezliği gibi rahatsızlıklarda kullanıldığı gibi ayrıca hemoroid ve basur tedavisinde de kullanmaktadır. Bromelein maddesinin basur tedavisinde ve basurun iyileştirilmesinde oldukça şaşırtıcı etkileri vardır.

Kötü Kolesterol düzeyimizi düşük tutarak nasıl sağlıklı bir biçimde yaşamayı sürdürebiliriz.

Kolesterol nedir? sorusunu geçen makalemizde cevapladıktan sonra kötü kolestrol düzeyimizi düşürmek ve iyi kolesterol seviyemizi yükseltme için neler yapabiliriz sorusu aklınıza gelecektir. Belki kolestrole karşı bizi riskli duruma sokan genlerimize karşı birşeyler yapamayabiliriz ancak genetik etkenler haricindeki risk faktörlerini en aza indirerek kalp kirizi yaşama riskini de düşürebiliriz.
İşte sizlere kolerserol düzeyinizi düşük tutmada faydası olacak 10 adet önemli ipucu:

1) Sağlıklı bir kilo düzeyine sahip olmak istiyorsanız bu durumda yüzme, bisiklet sürme, yürüme, ve masetenisi oynama gibi düzenli bir spor ve egzersiz aktivitesi ile ilgilenmelisiniz.
2) Düşük kolesterollü besin, gıda ve yiyecekler ile beslenmeye özen gösteriniz. Kolesterol düzeyi düşük besinler hangileridir? Meyve, sebze, kepekli tahıllar, balık, baklagiller, beyaz et gibi gıdaların kolesterol düzeyi oldukça düşüktür.

3) Günlük diyetinizde doymamış yağlar denilen trans yağlara yer veriniz misal olarak yemeklerinizi zeytinyağı ile pişiriniz. Margarinden uzak durunuz. Tereyağının kolesterol yapıcı olup olmadığı ise tartışmalıdır.

4) Et yemeklerine düşkünseniz derisi alınmış tavuk ve kümes hayvanlarının etlerini yiyniz. Gözler görülen tüm hayvansal yağları temizledikten sonra et yemeyi alışkanlık haline getiriniz. Balık etinde bulunan omega-3 asitleri de kolsterolün olumsuz etkilerini temizlemektedir.

5) Tam yağlı süt yerine yağı alınmış veya düşük yağlı süt tüketiniz. ayrıca yağsız yoğurt ve peynir yemeyi de ihmal etmeyin.

6) Yumurtanın beyaz kısmını yiyniz. Yumurta sarısında yüksek derecede kolesterol bulunur. .
7) Sıvı bitkisel yağ kullanınız, Margarinden ve hidrojenize olmuş bitkisel sebze margarin ürünlerinden uzak durunuz.

8) Yiyeceklerinizi kızartarak tüketmek yerine haşlama ve buğulama yapınız.
9) Kalp krizi riskini artıran ve kolesterol ün kardeşi olan stres yükünüzü değişik tekniklerle azaltmaya çalışın.

10) Sigara ve Alkol tüketimini terk edin

Bazı kişilerin karaciğerleri normalden fazla kolesterol üretebilir. Bu durumda doktora danışınız. Size büyük ihtimalle niasin tedavisi uygulanacaktır.

İyi ve kötü huylu kolesterol nedir kalp krizi sebebi midir?

Kolesterol, kanımızda bulunan bir tür yağdır. Karaciğerlerimiz günlük olarak ortalama 1000 miligram kadar kolesterol üretmektedir. Her ne kadar kolesterol adı verilen maddenin genelde et, süt yumurta, hayvansal yağlar, dana ve koyun karaciğeri, yağlı süt ve peynir, tereyağı ve krema, süt kaymağı gibi hayvansal gıdalarda bulunduğu söylense de bunun yanında birkisel gıdalarda da bol miktarda kolesterol vardır. Misal olarak yağlı tohumlu bitkiler, meyveler, tahıllar daazımsanmayacak ölçülerde kolesterol içermektedirler. Vücutta kollesterol genelde D vitamini ve bazı hormonların üretiminde, ayrıca beden hücrelerinin çeper ve duvarlarını oluşturmada kullanılmaktadır. Bu faydalarının yanında kolesterol’un fazlası da sağlığımıza zararlıdır. Bazı kişilerde kolesterol düzeyinin genetik olarak yüksekliği ise bu olası zararları daha da artırmaktadır.

Kolesterol yağları kanda tek başlarına dolaşabilme yeteneklerine sahip olamadıkları için bazı proteinlerle işbirliği yaparak dolaşım sistemimizde seyahat edebilmektedir. Bu proteinler kolesterolu taşımada bir tür kamyon veya tır vazifesi görerek kolesterolu yaplarını vücudun en ücra köşelerine kadar taşırlar. kolestrol ve proteinlerden oluşan bu yapılara lipoprotein adı verilmektedir.

Lipoproteinler içerisinde 2 tanesi vardır ki en önemlileri bunlardır:

High-density lipoproteins (HDL) –> “İyi” kolesterol olarak bilinir
Low-density lipoproteins (LDL) –> “Kötü” kolesterol olarak bilinir
Malesef kanımızda taşıdığımız lipoproteinlerin büyük bir bölümü LDL dediğimiz kötü kolestroldür. Damar tıkanıklıklarının en önemli nedeni bu LDL kolesterolüdür. Bu kolesterol karaciğerimizden ayrılıp damarların ücra köşelerine götürülen kolesteroldur. Diğer taraftan HDL iyi kolesterol ise parçalanan Kolesterol hücrelerinin karaciğere yeniden taşınmasını sağlamaktadır.

İnsanlar neden Kötü kolestrolleri LDL yüksek çıkınca telaşlanırlar?

Kolesterol yağlarının en kötü tarafı kan damarlarında gezerken özellikle atardamar duvarlarına ve çeperlerine tutunarak orada kalabilmesidir. Eğer kanda LDL kötü kolesterol düzeyi normal düzeylerin çok üstündeyse bu durumda damar çeperlerinde kolesterol yağ kümelenmeleri ve birikmeleri görülür. . Bu kolesterol birikmelerine yağ plakları adı verilmektedir. Bu da zamanla o atar damarı tıkamaya kadar varan bir birikmeye neden olabilmektedir Bu durumda kan akışı zorlaşmaya başlar ve kanın damarda akacağı bölge gittikçe daralır. arterioskleroz adı verilen damar tıkanıklığı veya damar daralması ve sertleşmesi gibi sonuçlara yol acabilecek tehlikeli durumlar doğurur.
Şayet arterioskleroz koroner ( kapl kaslarını besleyen kalp damarları) damarlarda görülürse bu durumda kişiyi kalp krizi riski ile karşı karşıya getiren koroner kalp yetmezliği ve hastalıklarından bahsederiz.

Yüksek Miktarda Kötü Kolesterol düzeyinin sebepleri nedenleri nelerdir?
Yüksek kolesterole sebep olan bazı risk faktörleri arasında:
Kalıtım, Genetik Faktörler, Irsiyet – Yüksek kolesterol genelde aile bireylerinin birinde görülüyorsa diğerlerinde de mevcuttur. Genlerimiz yüksek kolesterol rahatsızlığını anne ve babalarımızdan bizlere taşımaktadır. Şayet anne veya babanızda yüksek kolesterol sorunu mevcutsa bu durumda aynı riski sizin de paylaştığınızı söyleyebiliriz.

Aşırı kilo şişmanlık – Aşırı kilolar da kandaki kolestrol düzeyini artırmada önemli bir etkendir.
Diyet ve yeme içme alışkanlıklarınız - Yüksek kolestrol içeriğine sahip yiyeceklerle beslenmeniz durumunda kandaki kolestrol düzeyinizin de zamanla artacağından emin olabilirsiniz.
Yaş ve Cinsiyet -Menopoz öncesinde kadınların kolesterol düzeyleri erkeklerinki ile kıyaslandığında nisbi olarak daha düşüktür. Ancak yaşlanma ile birlikte kolestrol düzeyi her iki cinsiyette de artma eğilimine girer.

Kötü Kolesterol düzeyimizi düşük tutarak nasıl sağlıklı bir biçimde yaşamayı sürdürebiliriz? kolestrolü azaltma yöntemleri yazımı okuyunuz.

Anjiyo yaptırmak ve anjiyoya girme ne demektir

Çağımızdaki ölüm ve iş gücü kaybının en büyük nedenlerinden biri de kalp damar ve hastalıklarıdır. Kalp damar hastalıkları, zamanında fark edilip gerekli önlemler alınmazsa, damar tıkanıklığına ve bunun sonucunda da kalp krizine (miyokard infarktüsü) ve ölümcül ritim bozukluklarına yol açabilmektedir. Kalp damar hastalıklarındaki en önemli konu hastaların kalp krizi geçirmesine engel olmaktır. Çünkü kalp krizleri, ilk saatlerde çoğunlukla ölüme neden olan ritim bozukluklarına yol açtıkları gibi, kalpte tıkanan damarın beslediği bölgenin hasar görmesine ve o bölgenin çalışmamasına neden olmaktadır.

KORONER ANJİYOGRAFİ, Anjiyo kalp damar tedavisi NEDİR?
• Koroner anjiyografi bir tanı yöntemidir.
• Koroner anjiyografi, kalp damarları (koroner arter) İçine özel bir İlaç verip röntgen ışınları kullanarak görüntülerinin alınması İşlemidir.
• Korener anjiografi, anjiyografi cihazının, eğitimli ve deneyimli doktor ile sağlık personelinin bulunduğu laboratuvarlarda yapılır.
• Korener anjiyografi kesinlikle bir ameliyat değildir.
• Anjiyo için hastanın uyutulmasına gerek yoktur. Anjiyo süresince hasta uyanıktır ve konuşabilir.

Anjiyo yaptırmanın tehlikeleri ve riskleri var mıdır?

Anjiyografi işleminin tüm tıbbi girişimlerde olduğu gibi riskleri vardır. Ancak bu risk, teknolojik gelişimler ve sahip olunan büyük deneyimler sonucu son derece düşüktür. Değişik kalp damar sorunları, Ölüm, kalp krizi, felç gibi önemli komplikasyonların (istenmeyen olay) oranı onbinde beş (5/10.000) ile binde bir (1/1000) arasındadır. Ancak unutulmamalıdır ki kalp damarlarındaki teşhis edilmemiş ve dolayısı ile tedavi yapılmamış darlıkların hastaya getireceği risk, anjiyografinîn riskinin çok çok üzerindedir. Koroner anjiyografi için hastaneye yatmak gereklidir. Yatıştan sonra hastalığınız ile ilgili dosya hazırlanacak, muayene edildikten sonra gerekli olan tetkikler yapılacaktır. Daha sonra yapılacak olan işleme engel olan durumunuz yoksa, işlemi kabul ettiğinizi bildiren formu imzaladıktan sonra koroner anjiyografi laboratuvarına alınacaksınız.

KORONER ANJİYOGRAFİ NASIL YAPILIR? (kalp damar anjiyosu yöntemleri)

Koroner anjiyografide kalp damarlarına ulaşmak için çoğunlukla sağ kasık atardamarı (bazen kol) kullanılır. Bunun için burası iğne ile uyuşturulur ve damar içine daha sonra çıkarılmak üzere bir plastik kılıf yerleştirilir. Bu işlem sırasında hasta göğsünde hafif bir sızı duyabilir. Hastanm tüm işlem süresi boyunca duyduğu sıkıntı budur. Bundan sonraki anjiyo bölümünde hasta herhangi bir şey hissetmez Daha sonra, adına katater denilen yaklaşık 2 mm çapın da içi boş borucuklar (resim), plastik kılıf yolu ile kalbin damarlarının ağzına yerleştirilir ve bu borucuklardan damarları röntgen altında görünülür hale getiren özel bir madde (kontrast madde) verilir ve değişik açılardan damarların görüntüleri alınır.

Anjiyo tedavisi sonrası yapılması gerekenler:
Hastaneden ayrıldıktan sonra 24 saat süre işlemin yapıldığı bölgeyi zorlamamanız önerilir. 24 saat sonra işlem yerindeki bandı çıkarabilir, banyo yapabilirsiniz. Girişim yerinde, bazen kanın deri altına sızmasıyla sertlik olabilir. Bunlar önemli değildir. Morlukların tamamen geçmesi birkaç hafta alabilir. Ancak işlem yerinde kanama, şiddetli ağrı ani şişlik olursa hemen hastaneye gidilmelidir.

Anjiyo fiyatları hastanelerden hastaneye değişmekle birlikte 1000-2000 TL yi bulabilmektedir. En iyi anjiyo yaptırabileceğiniz yerler kalp hastaneleri ile özel ve kamu, üniversite hastanelerinin kardiyoloji servisleridir.

iyi kolesterolümüzü nasıl artırırız ve yükseltmenin yolları

HDL kolesterol: iyi kolesterol düzeyinizi nasıl artırabilirsiniz?
İyi kolesterol düzeyiniz sağlığınız için ciddi öneme sahiptir. HDL kolesterolu (aynı zamanda ” iyi kolesterol” olarak ta bilinir) kolesterol ölçüm sonuçlarınızda ne kadar yüksek seviyede çıkarsa o kadar iyidir. Bu bu kolesterol türü, damarlarımızda birikip damar tıkanıklıklarına yol açan kötü kolesterol LDL parçacıklarını toplayarak karaciğere getirir. Karaciğerde ise bu LHL kolesterolü ya glikojene dönüştürülerek biriktirilir veyahut idrar yoluyla vücut dışına atılır.
Bu yazımda iyi kolesterol düzeyini artırmanın sırlarını ve ipuçlarını ( püf noktalarını) sizlerle paylaşacağım.

Doktorunuz size kolesterol sorunu olduğunuzu söylediğinizde önünüzde iki sorun var demektir. Bunlardan birincisi kötü kolesterol düzeyinizi düşürmek, diğeri ise iyi kolesterol seviyenizi artırmaktır. Çünkü kötü kolesterol ne derecede kalp ve damar hastalıklarına yakalanma riskimizi artırıyo ise iyi kolesterol da o derecede bu riskten uzaklaşmamızı sağlıyor.

HDL kolesterol nedir? (kötü kolesterol nedir)
Kolesterol aslında vücudumuzun yaşam faaliyetlerini sürdürmesinde sayısız faaliyetleri bulunan ve vücut hücrelerimizin oluşumunda yer alan temel yapı taşlarından birisidir. Kolesterol maddesi kan da tek başına seyahat edemez. Bu nedenle bir protein molekülüne bağlı olarak kan yoluyla hücrelere ulaşabilir. Buna lipoprotein adı verilir. Kolesterol diye bir madde olmasaydı hücrelerimizi dışarıdaki etkilerden koruyacak bir hücre duvarı inşaa etmek mümkün olmazdı. Yine cinsiyet hormonlarının üretiminde kolesterol önemli rol oynar. Ancak bu hayati öneminin yanında lipoprotein adını verdimiz gezici kolesterol maddesinin kanda yoğun bulunmasının bazı riskleri de vardır.

Düşük Yoğunluklu lipoproteinler LDL kolesterol nedir?

Bu lipoproteinler kolesterolü tüm organlarımıza ve hücrelerimize taşıyamaktadırlar. şayet bedenimizde ihtiyaçtan fazla kolesterol yer alıyorsa fazla kolesterol kan dolaşımında gezdirilerek vücutta tutulur. Zamanla LDL kötü kolesterol bazı kimyasal değişikliklere uğrar e oksitlenir. Oksitlenen bu lipoprotein parçacıkları ve partikülleri küçük katı yağ parçaları haline dönüşür ve damar çeperlerine tutunurlar. Plak adı veirlen bu yapılanma yüzünden damarlarımız zamanla daralır ve yeteri miktarda kanı transfer edememeye başlar. Şayet duruma müdahale edilmezse damarlardaki bu yağ birikmesi zamanla damarı tıkar. Şayet bu tıkama kal damarlarında oluşursa koroner arter hastalıklardan söz ederiz.

HDL lipoproteinler ise iyi kolesterol adını verdiğimiz yapılardır. Bu kolesterol türü ise kandaki kötü kolesterolü toplar ve karaciğere vücuttan atılması için iade eder. HDL düzeyimiz ne kadar yüksekse bizim için o kadar iyidir. HDL kolesterolünün antioksidan, iyileştirici ve iltahap giderici etkileri vardır. Bu nedenle HDL düzeyini yüksek tutmak için tedbirler almalıyız.

Kandaki kolesterol düzeyi desilitredeki (dL) miligram (mg) oranında bulunması şeklinde ölçülür. Bir çok kişi HDL düzeyini Desilitrede 60 miligram olarak hedeflemelidir. Bu oranın 40 miligramdan aşağı düşmesi durumunda kalp hastalığı riski ile karşı karşıyayız demektir.

Ortalama bir erkek yetişkinde bu oran 40 ile 50 mg/dL arasındadır. Kadınlardaki ostrojen ve diğer cinsiyet hormonlarının da sayesinde bu oran 50 ile 60 mg/dL arasında bulunur. Ancak bu iyi kolesterol oranının daha da artırılması elbette faydalı olacaktır. Erkeklerde 40 Mg dan aşağı ve 60 Mg dan yukarı seviyeler riskli seviyelerdir.

Kadınlarda ise 50 Mg dan aşağı ve 60 Mg dan yukarı seviyeler riskli seviyelerdir
Peki kanımızdaki iyi kolesterol HDL düzeyinizi nasıl

Öncelikle yaşam tarzımızda yapacağımız küçük değişiklikler ile HDL seviyemizi en iyi duruma getirmede büyük fayda görürüz. Misal olarak sigara içmeyi terk etmek HDL düzeyini yaklaşık olarak %10-15 arası yükseltmektedir. Yine fazla kilolar HDL düşmanıdır. Verilen her 1 kg fazla kilo ile iyi kolesterol seviyesinin 0.4 mg arttığı görülmüştür. 30 kilogram fazlalığı olan birisinin olması gereken iyi kolesterol seviyesinde 12 miligram daha aşağıda bulunduğunu kolayca hesaplayabiliriz. Bunun için fiziksel egzersizler yapmak ve sağlıklı yiyecekler tüketmek gerekir. Sedanter yaşam adı verilen büro tipi hayat tarzı olan kişilerde kötü kolesterol yükselirken iyi kolesterol düzeyi de düşer. günlük 30 dakikalık bir egzersiz ile iyi kolesterol düzeyinizi artırabilirsiniz.

Doymuş yağ asitleri ile trans fat adı verilen türdeki bitkisel margarinlerde bulunan yağlar, iyi kolesterol seviyesini azaltmaktadır. Hidrojenize edilmiş sebze yağları da kolesterole sebep olur. Bu açıdan en sağlıklı yağ zeytinyağıdır. Hayvansal yağlarda ise balık yağını tercih ediniz. Alkol tüketimi de kötü kolesterol düzeyini yükselten ve iyi kolesterolu azaltan bir etkendir. Niasin adı verilen vitamin hapları iyi kolesterolün yükseltilmesinde fayda sağlar. Yine omega-3 yağ asitleri bakımından zengin bitkisel ve hayvansal gıdalar da kolesterol ile mücadelede büyük fayda sağlarlar.