Archive for Ekim, 2009

Uyku apnesi tedavisi nedir çocuklarda yetişkinlerde

Horlama ve uyku apnesi, çoğu insanın hayatında olan önemli bir uykusuzluk sebebidir. Horlama denilince gece uykuda nefes alıp verirken gürültülü bir ses çıkarmak akla gelir. Ana belirtilerinden birisi horlama olan Uyku apnesi ise gerçekten hem kendi uykumuzu hem de eşimizin rahatını kaçırırken diğer yandan da kalp dolaşım sistemi rahatsızlıklarına, dikkatsizliğe ve kronik uykusuzluğa yol açabilen ve ihmal edilmemesi gereken bir hastlaıktır.

Uyku apnesi sebepleri nedenleri nelerdir?

Uyku apnesi ise kendisini horlama ile gösteren bir rahatsızlıktır. Uyku apnesi şikayeti olan kişilerde gece nefes alma ve verme esnasında bir zorlanma ve dahası küçük aralıklarla nefessiz kalma gibi durumlar görülür. Bu kısa nefessiz kalmalar sonucunda uykumuz kesilir. Apne hastası kişiler genelde geceleri uykudan uyandıklarının farkına bile varamazlar. Ancak apne rahatsızlığı ve sorunu çeken kişilerde bu uykudan uyanma peryotları o kadar sıktır ki ertesi günün sabahında bir baş ağrısı, halsizlik ve bezginlik hissi ile yataklarından ayrılmak zorunda kalırlar.

Uyku apnesinin bir diğer olumsuz yönü kalp, damar ve yüksek tansiyon hastalıklarına zemin hazırlaması, gece uykusunda beyine az oksijen gitmesi sonucu hafıza ve unutkanlık problemlerine yol açması, diyabet, felç ve obezite riskini artırması ve ayrıca iktidarsızlık gibi cinsel fonksiyon bozukluklarına neden olmasıdır. Ayrıca kişi sürekli uykusuzluk çekeceği için apne rahatsızlığı olan kişilerin dikkat gerektiren tehlikeli işlerde ve trafik kazalarında ölme riski de yüksektir. Bu nedenlerden dolayı Apne rahatsızlığının küçümsenmeden seri halde tedavisi gerekmektedir.

Uyku apnesi sadece yetişkinlerde ve erkeklerde değil, bayanlarda ve çocuklarda da yaygın görülen bir uyku rahatsızlığıdır. Özellikle çocuklarda görülen uyku apnesi, çocukların okul ve ders başarılarına önemli ölçüde sekte vurmaktadır. Uyku ayrıca besinler ve vitaminler gibi gelişimin bir parçası olan uyku gıdasını alamamaları sonucu uyku apnesi, çocukların fiziksel ve zeka gelişimlerinin yavaşlamasına neden olmaktadır. Uyku apnesinin elbette değişik tedavi yöntemleri bulunmaktadır.

Apnenin 3 türü bulunmaktdır. bunlar 1) Obstrüktif uyku apne sendromu (OUAS) 2) Santral uyku apne sendromu ve 3) Kompleks uyku apne sendromu rahatsızlığıdır. Obstruktif apne rahatsızlığında apne rahatsızlığı olan kişi, uykuda iken zorlukla nefes alır. Ancak nefes alışlarında kesilme olmaz. Santral uyku apnesinde ise uykuda nefes alış veriş sürekli kesilir ve tekrar başlar. Kompleks apnede ise hasta, obstruktif apne belirtileri gösterir ancak hastanın solunum sisteminde anatomik eya fiziksel bir rahatsızlık vardır. Bu rahatsızlığa yol açan etkenin ortadan kaldırılmasıyla apne rahatsızlığı sona erer.

Apne tedavisinde uygulanılan bazı popüler ve işe yarar yöntemler şunlardır:

1) Cerrahi müdahele (Surgical Treatment): Özellikle kompleks apne rahatsızlığında, adenoid veya bademcik şişmeleri de apne rahatsızlığına neden olabilmekte ve bu nedenle bazen solunum yolunda apneye sebep olan söz konusu fiziki engelin cerrahi operasyon ile alınması gerekebilir. Yine cene ve dişlerdeki anatomik bozukluklar da şayet apneye sebep veriyosa cerrahi operasyon ile düzeltilirler.

2) Sürekli pozitif havayolu basıncı tedavisi (CPAP): Yüksek oranda oksijen içeren özel tüplü burun ve ağız bölgesini örten maskelerin uykudan önce hastaya giydirilmesi ile hasta uyku sırasında yeteri kadar oksijen alabilmektedir. CPAP aleti sayesinde tüpteki hava basınçlı bir biçimde hastaya uykudayken verilmekte ve böylece hasta solunum güçlüğü çekmemektedir. Apne tedavisinde CPAP yöntemi kendisini ispatlamış bir yöntemdir. Sürekli pozitif havayolu basıncı tedavisinde kullanılan alet edevatın fiyatı ortalama 1000-2000 TL civarıdır.

3) Dental (Diş ile ilgili) Uygulamalar
Uyku apnesini engellemek amacıyla ağız bölgemizin açık kalmasını temin etmek için bazı cihazlar kullanılmaktadır. Bu cihazlar alışılasıya kadar bir miktar rahatsızlık yaratabilir. Ayrıca eczanelerde burnumuzun deliklerini gece biz uyurken açık tutmaya yarayan easy snore adındaki aparatı şahsen size tavsiye ederim.

Göbek ve karın yağlarını eritmek için yapılabilecekler

Kadın ve Erkeklerin her ikisinde de görülen ve oldukça ciddi estetik ve görünüm sıkıntıları yaşatan karın ve göbek yağlarını aldırmak veya yakmak aslında sandığımız kadar zor değildir. Göbek gölgesinde biriken kiloların inatçı kilolar olduğu ve bu bölgedeki yağlanmanın eritilmesinin veya karın veya göbekten zayıflamanın gerçekten uğraş gerektirdiğini hepimiz biliriz. Tabi doğru adımları atarsak göbek sorunundak kalıcı olarak kurtulabiliriz. Bunun için bitkisel tedavi, karın germe ameliyatı ve egzersiz yapmak gibi değişik yöntemleri vardır.

Ben bu yazımda sizlere göbek yağlarını eritmek için karın germe ameliyatı ( tummy tuck, spor yaparak göbek eritme, göbek ve karın adelelerini güçlendirecek özel egzersizlerle göbek eritme, ve diyet yoluyla karın ve göbek çevresindeki kalıcı kilolardan kalma alternatifleri üzerinde sadece egzersiz ve hareketler ile göbekten kilo vermek üzerinde duracağım.

ilk olarak fitness yoluyla karın yağlarını eritmeye kararlı olan kişilere bir önerim olacaktır. Fitness yapar iken asıl dikkat etmeniz gereken nokta, karın bölgenizdeki kasları güçlendirmek olmalıdır. Güçlü karın kasları, göbek, karın kalça ve kasım kilo ve yağlarını hızla eritir. Göbek bölgesinde bir kez kaslanma ve adele kitlesini artırmayı başardınız mı uzun yıllar o bölgede kilo almadan yaşayabilirsiniz. Kas hücreleri vücudumuzun en fazla yağ yakan ve enerji harcayan hücreleri oldukları için çevresindeki yağ dokularını hızla eritmek isterler. Bu fitness ve egzersizleri bir de uygun ve az karbonhidrat, yağ bileşenli bir diyet önerisi ile tamamlarsanız bu durumda geriye kalan ve yapmanız gereken tek şeyin karın egzersizleri ve fitness hususunda sebat götererek devam etmeniz olacağını göreceksiniz.

Karın ve göbek bölgenizdeki ideal kas – yağ oranını tutturmak için Kariyo egzersizleri adı verilen ve vücudun kondisyon ve direncini artıran hareketleri de yapmalısınız. Uzun süreli hızlı yürümeler, hafif kilolarla ağırlık çalışmaları, mekik çekme, gibi egzersiz kombinasyonları gerçekten göbek yağlarını kalıcı eritmede ideal yöntemlerdir.
Hafif kilolarla karın bölgesine özel olarak tatbik edilecek ağırlık kaldırma ve halter sporu karın cevresindeki kas kitlesini hızla artırdığı için en hızlı karın yağından kurtulma yöntemidir.

Karın ve göbekyağlarından nasıl kurtulurum?

Vücudumuzun genel olarak kas miktarını artırmamız da günlük besinlerden aldığımız enerjinin harcanmasını kolaylaştıracağı için göbek karın ve bel bölgelerindeki yağ eritmede yardımcı rol oynayacaktır. Bu nedenle komple tüm vücudu çalıştıran egzersizleri yapmayı da ihmal etmemelisiniz. Özellikle kol, bacaklar omuz ve sırttaki geniş kas gruplarının tonuunu artırmak, günlük 100-150 kalorilik ekstra bir enerji ihtiyacına yol açar. Bu da 1 yıllık süreçte 3 kilogram yapın vücuttan uzaklaşmış ve yakılmış olması anlamına gelmektedir.

Kardiyo egzersizleri de karın ve göbek yağından kurtulmada önemli bir araçtır. Kardiyo egzersizi dediğimiz hareketlerde nabız 100 civarında seyretmeli ve bu egzersiz en az 45 dakika sürmelidir. böylece metabolizmayı hızlandırıcı hareketler ile uzun vadeli kilo kayıplarının önünü açmış oluruz, jogging, yürüyüşler, yüzmek, futbol ve basketbol oynamak, masanesi veya tenis badmington oynamak, bisiklete binmek en uygun kardiyo egzersizleridir. Kardiyo hareketleri ile organizmdaki fazla şeker depolanma düzeyini düşürür. Bu da yağ oluşumunu engeller.

Sonuç olarak ameliyatız göbek yağı eritme yöntemleri iki tanedir. Birincisi karın bölgesindeki kas miktarını artırarak göbek yağlarını yakmayı kolaylaştıran ağırlık ve kondisyon çalışmalarıdır. Dİğeri ise vücudun genel metabolizmasını hızlandırarak enerji harcamayı kolaylaştıran kardiyo egzersizleri adını verdiğimiz, az yorucu ama uzun süreli egzersizlerdir. Bu yolların her ikisinin birlikte uygulanması durumunda 3-4 haftada kalıcı kilo kayıpları yaşamaya başlayacaksınız. Şayet sporu bir yaşam biçimi haline dönüştürürseniz uzun yılar göbek ve karın yağları gibi sorunlarla uğraşmadan sağlklı bir biçimde yaşarsınız.

Hamilelik Gebelik Testleri nelerdir test nasıl yapılır

Hamilelik testleri bir anne adayının hamile olduğunu öğrenmesindeki ilk müjdecidir. Bununla beraber yanlış bilgilendirme de mümkün olabilmektedir. Bu ise kişilerin yersiz heves veya korku içerisine girmesine neden olmaktadır. Bu nedenle bu yazımızda hamilelik testi ipuçları incelikleri ve püf noktalarını sizinle paylaşmak istedim.

Hamilelik testi denildiğinde bir çok bayan, bu testlerin aslında idrar veya kanda sadece hamile kadınlarda bulunun belirli bir hormonu ölçtüğünü anlayamamaktadır. Hamilelik testlerinde seviyesi ölçülen bu hormonun adı “human chorionic gonadotropin” (HCG) veya yaygın deyişiyle gebelik hormonudur. HCG hormonu, yumurtanın döllenmeye elverişli bir halde rahime düşmesi ile salgılanmaktadır. Genelde HCG hormonunun salgılanma süresi, yumurtanın döllenmesinden itibaren 6′ncı gündür.

Kimi kadınlarda bu sürenin birkaç güne kadar geciktiği de bilimsel çalışmalar sonucunda görülmüştür. Kan veya İdrardaki HCG hormonu miktarı, gebeliğin her geçen gününde gittikçe artar. Bu nedenle hamileliğin ilk haftalarındaki testlerde test sonucumuz belirli belirsiz çıkarken gebeliğin ilerleyen haftalarında hamilelik testleri daha kesin sonuçlar vermektedir. Özellikle adet gününüzün geçmesinin ardından 1 hafta sonra yapacağınız hamilelik testleri daha güvenilir olacaktır.

Hamilelik testlerinde genelde kan ve idrar testleri şeklinde 2 tür test vardır. Her iki gebelik testi de HCG seviyesini ölçer, ancak kan testleri daha doğru sonuçlar vermektedir. Bazı kişiler kan testlerinin % 99 oranında isabetle hamilelik tahmini yaptığını söyleseler de bilimsel araştırmalar bunu yalanlamaktadır. Özellikle hamileliin ilk dönemlerinde bir takım yanılmalar olabilmektedir.

Hamilelik ve gebelik testlerinin doğru ve güvenilir sonuçlar verebilmesi için bazı şartların yerine gelmesi gerekmektedir:

1) Öncelikle döllenen yumurtanın anne rahmine ne kadar sürede geldiği önemlidir. Zira gebelik testinde ölçülen hcG hormonu ancak yukarıda da belirttiğim gibi yumurtanın anne rahmine düşmesinin akabinde vücut tarafından salgılanmaktadır. Bu süre çoğu kadında 6 gün ike hamile kadınların % 10 luk kısmında daha uzun olabilmektedir. Bu nedenle 2-3 haftadan erken testler yanıltıcı olaiblirler.

2) Kullandığınız gebelik testi kitinin son kullanma tarihi geçmiş olabilir. Bu durumda gebelik testi kitinin hatalı sonuç vermesi kaçınılmazdır.

3) İdrar testinin sabah veya akşam yapılması gebelik testinin farklı çıkmasına neden olabilir. Sizlere önerimiz gebelik testlerinin sabah erkenden yapılması yönündedir.

4) Kullandığınız test cihazının kalitesi ve markası da doğru veya yanlış gebelik tahmini yapılmasında etkilidir. O nedenle eczanelerde satılan hamilelik test kitlerinden mümkünse 2-3 tanesini denemenizde fayda vardır. Farklı testlerden aynı sonuç alınırsa hamile olduğunuzu söyleyebiliriz.

4) Hamilelik testinin yanlış kullanılması da anlamsız sonuçların çıkmasına neden olabilir. Bu nedenle kullanmadan önce prospektüsünü dikkatlice okuyarak ne yapmanız gerektiğini adım adım uygulayınız.

Bebeğinizin zekasını nasıl yükseltirsiniz zeki bebek ipuçları

Bebeğinizin zekasını nasıl artırırsınız?
Bebekler konuşamasalar bile çabucak öğrenebilirler. Bu yazımızda bebekliğin ilk günlerinden başlayarak zeka gelişimini adım adım inceleyeceğiz. Bebekler ilk 4. haftalarını doldurduklarında artık anne ve babalarını yabancılardan ayırt edebilecek bilişsel düzeye ermişlerdir. Bilim adamları tarafından yapılan araştırmalarda bebeklerin 1 aylık olduklarında yabancı yüzler ile tanıdık simaları birbirinden kolayca ayırt edebildiklerini gözlemlemişlerdir.

Bebeğiniz 12 haftalık iken artık nesneleri hatırlama ve sınıflandırma yapmaya başlamıştır. Bu nedenle bebeklerin öğrenmeleri için ilk 3 ay dahi önemli bir zaman dilimidir.

Bebeklerinin algılama ve anlama kapasiteleri karşısında bir çok anne hayrete düşerler. Bebeğin etrafına bakarak meraklı biçimde ortamını keşfetmesi, masadaki kitaba televizyonda değişen renklere ilgi duyması bebeğin öğrenmeye ne kadar istekli ve hevesli olduğunu göstermektedir. Yenidoğan bebeklerin anneleri olarak sizler bebeğinizin öğretmeni olarak ona harika şeyler keşfetmesinde yardımcı olacaksınız.

Bebekler kendileriyle bizzat konuşulmalarından büyük keyif alırken aynı zamanda kelime hazneleerine de kelime katarlar. Bebeklerinizle konuşmalısınız. Böylece onun konuşulanları erken anlama ve konuşma kabiliyeti kazanmasını hızlandırırsınız. Bebekleriniz öğrenmeye resmen aşıktırlar. Onların tabiyatı gereği bu yeni ve karmaşık dünyayı kavramaları için tüm fırsatlar verilmiştir. Çevrelerinde olup bitenlere karşı son derece duyarlı ve gözleri de görme duyusu bakımından keskindir. Bebeğiniz yeni doğduğunda bile 25cm mesafedeki nesneleri ve özelikle annesinin yüzünü net biçimde görebilmektedir. Yine aynı şekilde iyi biçimde duyaiblmekte, sesleri tanımakta koku alabilmekte ve hatta annesinin kokusunu ve sütünün tadını hiçbir şeye değişmemektedir. Bebekler bir yandan öğrenirken diğer yandan da kendilerinin hoşuna giden şarkı söyleme güzel söz söyleme gibi davranışlarımızı gülümseyerek bizlere öğretmektedir.

Bebeğiniz bir yaşına girdiğinde artık zavallı çaresiz bir bebek olmaktan, ortalığı kurcayan sağa sola emekleyen bir minik insan olma yolunda ilerlemektedir. Bu yeteneklerini 24 aylık olduğunda usta biçimde geliştirmiş olacaktır. Aranızdaki güven bağı zamanla sizi daha da birbirinize bağlayacaktır.

Anneler bebekleri için vazgeçilmez hayat kaynağıdır. yaşam için rehberliği, beslenmeyi uyumayı kısacası her türlü faaliyeti sizler sayesinde yapabilirler. O nedenle ilk olarak sizi ödüllendirecek ve muhtemelen dilinden dökülen ilk kelime “ANNE” kelimesi olacaktır. Yaş ilerledikçe annenin bebek üzerindeki etkişi daha çok rehberliğe döner. Yeni oyunlar oynatan sorulara bıkıp usanmadan cevap veren tatlı bir koruyucu oluverir anneler. Bebekler konuşma dilini sökmeden önce beden dilimizi öğrenirler. Ve bu sayede biricik annesi ile olan duygusal ilişkisini sürdürmeyi başarır. Ancak anne ne kadar fazla bebeği ile konuşursa bebek te bedensel dili bırakıp sözcük diline o kadar erken geçer.

Bebeğin ebeveynleri ile oynaması bir eğlencenin yanında bebeğin zeka gelişimi için hayati derecede önemli bir eylemdir. İlk zamanlar el çırpma gıdıklama gibi basit oyunlardan hoşnut kalır iken zamanla beyninin gelişmesi neticesinde daha karmaşık oyunları tercih edecektir.
Akıllı ve zeki bebeğiniz 1 yaşında iken artık sizi büyüleyecektir. onların hafızası ve duyguları tahminlerimizin çok ilerisindedir. Annenin ses tonundan tutunuz da annenin gidiği gözlüğe veya aksesurlara kadar herşey onun dikkatinden kaçmamaktadır. Normalde gözlük takmayan Gözlüklü bir anneye karşı daha uzak bir tavır izleyen Bebeklerin daha bir aylıkken ağlama ve gülme eylemleri karşısında annelerinin verdiği ses tepkisini bildiklerini ve ona göre sakinleştiklerini veya neşelendiklerini göstermektedir.

Anne ile bebek ilişkisi karşılıklı bir öğrenmeye dayanan bir birlikteliktir. Bebek anneden yaşama sanatını öğrenirken anne ise bebeğinin kişiliğini hareketlerinin ne anlama geldiğini öğrenir.

Folik asit ve hamilelik gebelik eksikliği besinleri

Hamile olan ve bebek bekleyen tüm Anne adaylarının ortak dileği sağlıklı bir bebeğe kavuşmalarıdır. Bu nedenle anne adayları özellikle hamilelik döneminde beslenmelerine dikkat etmeli ve folik asit eksikliği sonucu doğum sonrası bebekte görülebilecek anomalilerin önüne geçmelidir. Yani gebe hanımlar hamilelik süresince ve hatta hamilelikten 1-2 ayı öncesine kadar vücudun ihtiyacı olacak folik asit talebini karşılamaya başlamalıdır.

Folik asit nedir ve ne işe yarar

B 9 vitamini olarak da bilinen folik asit isminden de anlaşılacağı üzere bir B vitamin kompleksidir. Özellikle yeşil sebzelerde, ıspanakta, portakal suyunda baklagillerde bol miktarda folik asit bulunmaktadır. Biri hamile bayanın günlük folik asit ihtiyacı 400 mikrogram (0.4 miligram) kadardır. Folik asidin hamilelikte yetersiz miktarda tüketimi, bebekte spinal kord adını verdiğimiz ve omurilikte, beyinde bulunan sinir hücrelerinin yetersiz gelişmesine neden olur. Buna terminolojide nöral tüp defekti kusuru adı verilmektedir. En çok bilinen nöral tüp kusuru türü spina bifida adı verilen doğum anomalisidir.

Bu anormali hamileliğin ilk 28 gününde şekillenir. Bundan dolayı hamile kalmaya karar vermişseniz hemen folik asit destekli vitamin hapı kullanıp vücudunuzun olası folik asit açığını kapatmalısınız. Folik asit eksikliğinin ne türü bir mekanizma ile bu doğum anomalilerine sebep bu olduğu kesin olarak bilinmemekte birlikte ceninin embriyo halinde DNA yapısının şekillenmesinde önemli bir role sahip olduğu bilinmektedir. Folik asit eksikliğinin embriyonun ilk oluşumunda DNA yapısında bozulmalara yol açtığı tahmin edilmektedir.

Hamile kalmanıza bilikte folik asit desteğine en az 3 ay daha devam etmelisiniz. Çünkü bu süreçte bebeğin sinir sistemi gelişmekte ve yerleşmektedir.

Bebeğimizin sağlıklı gelişimi için hayati derecede önem olan bu vitamini yani folik asidi günlük en az 4 miligram olacak şekilde yiyeceklerden temin etmelisiniz. hatta bununlarla kalmayıp doktor tavsiyesi ile eczaneden aldığınız folik asit tabletlerini kullanmak en uygun yol olacaktır.

Sivilce izlerini yok etmek soymak: mikrodermabrazyon yöntemi ile akne tedavisi

Mikrodermabrazyon denilen akne ve sivilce izlerini yok etme tedavisi ile akne ve sivilce izlerinin kalıcı olarak kaldığı derinin en dış katmanı soyulmakta ve alttan sağlıklı ve lekesiz deri katmanlarının çıkmasına olanak tanınmaktadır. Böylece ergenlik sivilcelerinin bıraktığı leke ve izlerden kurtulmak ve güzel bir cilde sahip olmak olanağını yakalayacaksınız.

Mikrodermabrazyon sivilce akne temizleme seansları uzman bir dermatolog cilt uzmanı tarafından uygulanmakta ve, gerek hastanede gerekse özel muayenehanede bu operasyon yapılabilmektedir. Derideki yara yanık ve sivilce lekelerinin derinliği ve şiddetine göre hastane ortamı veya muayene ofisinde sivilceli deriyi soyma kürü yapılmaktadır. Cildiye uzmanı bir tür fırça ile derinin üstüne sürdüğü ve derinin üst yüzeyini soyma kabiliyetine sahip bir tür kristal tozu derideki sivilce ve yara izlerinin olduğu bölgelere uygulamaktadır. Bunun ardından bir çeşit vakumlu alet ile bu kristaller ve soydukları deri katmanı beraberinde emilmektedir.

Mikrodermabrazyon sivilce tedavisi fiyatı ve ücreti ne kadardır?

Mikrodermabrazyon tedavisi bir ile birden fazla seans biçiminde uygulanmakta ve seansın çokluğuna göre 1500 ile 300 TL arası değişmektedir.

Ülkemizde sadece uzman cilt doktorlarının kullandığı Mikrodermabrazyon aleti yurt dışında piyasada bulunabilen ve yaygın olarak talep gören bir sivilce lekesi çıkarma teknolojisidir. Şayet bu aleti kullanımda acemi iseniz daha değişik sivilce lekesi tedavi yöntemlerine başvurmalısınız veya bir uzman eşliğinde sivilce ve akne lekelerinizi çıkartmaya çalışmalısınız.

Mikrodermabrazyon aletinin acemi kişilerce yanlış kullanımı, sivilce izlerini çıkarmaktan çok yeni leke ve yara izlerinin oluşumuna neden verebilir. Yeni çıkan bu cilt ve deri lekeleri ise Mikrodermabrazyon aleti ile bile çıkarılamazlar. Bu nedenle bu Mikrodermabrazyon aletleri lisanslı profesyonel kişiler tarafından uygulanmalıdır.

Mikrodermabrazyon aletini yine de kendim kullanacak derseniz bu durumda ev tedavileri için Mikrodermabrazyon aleti ile beraberinde verilen bir tür nemlendirici jeli ilk önce yara ve sivilce lekesi olan bölgeye süreceksiniz. Bazı kişiler bu aleti kullanmadan önce eczanelerden kuvvetli etkisi olan cilt nemlendirici kremler almakta ve Mikrodermabrazyon aleti için bu jelden yararlanmaktadır. Bu durumda sivilce izlerini kurutayım ve deriyi soyayım derken eczaneden aldığınız kimyasal peeling kreminin içerisindeki etken maddeler ciltte tahriş ve alerji yaratabilmektedir.

Bu aleti en iyisi Mikrodermabrazyon aletini kullanmaya lisanslı ve ehliyetli bir estetik merkezinde veya bir uzman cilt doktoru gözetiminde kullanmanız daha faydalı sonuçlar doğuracaktır.

Saç ekimi ve ektirme hakında bilmeniz gerekenler fiyatları, riskleri, etkileri

Artık modern tıbbın nimetleri kellik çözümünü de beraberinde getirmeye başladı. Ülkemizde yaklaşım 15 yıldır uygulanan kellik tedavisi saç ekimi hakkında bir çoğumuzun bölük pörçük bazı fikirleri vardır. Bu yazıda saç ekimi ve nakli ameliyatlarını sizler için inceleyerek derledim. Umarım beğenirsiniz.

Kimler saç nakli ve kellik tedavisi görür?
Sa nakli ve kellik tedavisi ameliyatlarında ne fazla talep, erkek müşterilerden gelmesine rağmen kimi bazı rahatsızlıklar veya hormonal nedenlerle saçları kalıcı olarak dökülen bayanlar da saç ektirme operasyonuna aday olabilmektedir. Erkeklerde genelde 25 yaş üstü veya orta yaş grubuna dahil kişiler daha ağırlıklıdır. Santimetrekare alana düşen saç adedine göre saç ektirme operasyonuna aday olup olmadığınız ortaya çıkacaktır. santimetrekare başına 45 ve daha aşağı yoğunluklardaki saç kökü sayısı, saö ektirme ameliyatına aday olduğunuzun kanıtıdır.

Saç ektirme ameliyatı nasıl yapılır?
Saç nakillerinde öncelikle kulak arkası ve boyun üstü bölgelerinden alınan saç kökleri, hazırlanan saçsız bölgeye tek tek ekilir. Her bir saç folekülü birimi, deri altına yerleştirilerek kan damarları ile beslenmesi sağlanır. Bu yüzlerce saç tanesi ve kökünün ekiminden sonra saç derisi yüzeyindeki kabuklanma ve yaralar en geç 1 ay içerisinde iyileşir.

En iyi saç ekimi sonuçları kimlerde görülür?
Saç naklinin en önemli şartı, saç ekilecek olan bölgeye sağlıklı ve canlı saçların ekilebilmesidir. Bunun için kişinin vücudunda sağlıklı saç kökleri folekküllerinin bulunduğu bölgelerden alınarak saçsız bölgeye nakil gerekmektedir. Saç ekimi tekniklerinde görülen gelişmelerle birlikte micro graft teknikleri gelişmiş ve bu sayede saç ameliyatı izleri kapatılarak saç nakli ameliyatının ardından daha sık ve gür bir saç görünümü sağlanmıştır. Saç ektirme ameliyatının ardından deri altına ekilen saç kökleri 3-4 aylık sürede tam anlamıyla çıkmaya başlarlar. Ortlama 10-12 ayda da tam randımana ulaşır.

Saç ekim merkezini nereden bulacağız.

Saç estetik ameliyatlarının yaygınlaşmasıyla birlikte saç ekim ve saç nakli merkezleri de hızla çoğalmıştır. İstanbul, ankara, izmir, bursa, adana, konya, eskişehir, antalya, mersin, samsun, trabzon, denizli, manisa, kocaeli, kayseri, gaziantep diyarbakır gibi bir çok büyük şehirde saç ekimi ile ilgilenen Saç Ekim ve Estetik Merkezi ve uzman estetik cerrahları bulunmaktdır. Saç nakli veya ektirme ameliyatınızın bir uzman doktor eşliğinde yapılmasına özen gösteriniz. Saç ektirme ameliyatı fiyatl ve ücretleri ekilecek saçın miktarına ve kullanılan tekniğe göre saç kökü başı 2-4 TL arasında değişmektedir. Yani 1000 tanelik bir saç kökü ekiminin size toplam maliyeti 4000 TL fiyatı olarak yansıyacaktır.

İyi ve kötü huylu kolesterol nedir kalp krizi sebebi midir?

Kolesterol, kanımızda bulunan bir tür yağdır. Karaciğerlerimiz günlük olarak ortalama 1000 miligram kadar kolesterol üretmektedir. Her ne kadar kolesterol adı verilen maddenin genelde et, süt yumurta, hayvansal yağlar, dana ve koyun karaciğeri, yağlı süt ve peynir, tereyağı ve krema, süt kaymağı gibi hayvansal gıdalarda bulunduğu söylense de bunun yanında birkisel gıdalarda da bol miktarda kolesterol vardır. Misal olarak yağlı tohumlu bitkiler, meyveler, tahıllar daazımsanmayacak ölçülerde kolesterol içermektedirler. Vücutta kollesterol genelde D vitamini ve bazı hormonların üretiminde, ayrıca beden hücrelerinin çeper ve duvarlarını oluşturmada kullanılmaktadır. Bu faydalarının yanında kolesterol’un fazlası da sağlığımıza zararlıdır. Bazı kişilerde kolesterol düzeyinin genetik olarak yüksekliği ise bu olası zararları daha da artırmaktadır.

Kolesterol yağları kanda tek başlarına dolaşabilme yeteneklerine sahip olamadıkları için bazı proteinlerle işbirliği yaparak dolaşım sistemimizde seyahat edebilmektedir. Bu proteinler kolesterolu taşımada bir tür kamyon veya tır vazifesi görerek kolesterolu yaplarını vücudun en ücra köşelerine kadar taşırlar. kolestrol ve proteinlerden oluşan bu yapılara lipoprotein adı verilmektedir.

Lipoproteinler içerisinde 2 tanesi vardır ki en önemlileri bunlardır:

High-density lipoproteins (HDL) –> “İyi” kolesterol olarak bilinir
Low-density lipoproteins (LDL) –> “Kötü” kolesterol olarak bilinir
Malesef kanımızda taşıdığımız lipoproteinlerin büyük bir bölümü LDL dediğimiz kötü kolestroldür. Damar tıkanıklıklarının en önemli nedeni bu LDL kolesterolüdür. Bu kolesterol karaciğerimizden ayrılıp damarların ücra köşelerine götürülen kolesteroldur. Diğer taraftan HDL iyi kolesterol ise parçalanan Kolesterol hücrelerinin karaciğere yeniden taşınmasını sağlamaktadır.

İnsanlar neden Kötü kolestrolleri LDL yüksek çıkınca telaşlanırlar?

Kolesterol yağlarının en kötü tarafı kan damarlarında gezerken özellikle atardamar duvarlarına ve çeperlerine tutunarak orada kalabilmesidir. Eğer kanda LDL kötü kolesterol düzeyi normal düzeylerin çok üstündeyse bu durumda damar çeperlerinde kolesterol yağ kümelenmeleri ve birikmeleri görülür. . Bu kolesterol birikmelerine yağ plakları adı verilmektedir. Bu da zamanla o atar damarı tıkamaya kadar varan bir birikmeye neden olabilmektedir Bu durumda kan akışı zorlaşmaya başlar ve kanın damarda akacağı bölge gittikçe daralır. arterioskleroz adı verilen damar tıkanıklığı veya damar daralması ve sertleşmesi gibi sonuçlara yol acabilecek tehlikeli durumlar doğurur.
Şayet arterioskleroz koroner ( kapl kaslarını besleyen kalp damarları) damarlarda görülürse bu durumda kişiyi kalp krizi riski ile karşı karşıya getiren koroner kalp yetmezliği ve hastalıklarından bahsederiz.

Yüksek Miktarda Kötü Kolesterol düzeyinin sebepleri nedenleri nelerdir?
Yüksek kolesterole sebep olan bazı risk faktörleri arasında:
Kalıtım, Genetik Faktörler, Irsiyet – Yüksek kolesterol genelde aile bireylerinin birinde görülüyorsa diğerlerinde de mevcuttur. Genlerimiz yüksek kolesterol rahatsızlığını anne ve babalarımızdan bizlere taşımaktadır. Şayet anne veya babanızda yüksek kolesterol sorunu mevcutsa bu durumda aynı riski sizin de paylaştığınızı söyleyebiliriz.

Aşırı kilo şişmanlık – Aşırı kilolar da kandaki kolestrol düzeyini artırmada önemli bir etkendir.
Diyet ve yeme içme alışkanlıklarınız - Yüksek kolestrol içeriğine sahip yiyeceklerle beslenmeniz durumunda kandaki kolestrol düzeyinizin de zamanla artacağından emin olabilirsiniz.
Yaş ve Cinsiyet -Menopoz öncesinde kadınların kolesterol düzeyleri erkeklerinki ile kıyaslandığında nisbi olarak daha düşüktür. Ancak yaşlanma ile birlikte kolestrol düzeyi her iki cinsiyette de artma eğilimine girer.

Kötü Kolesterol düzeyimizi düşük tutarak nasıl sağlıklı bir biçimde yaşamayı sürdürebiliriz? kolestrolü azaltma yöntemleri yazımı okuyunuz.

yeni doğan bebeğin görme işitme dokunma gibi duyuları nasıldır

Yeni doğan bebeğinizin ilk haftaları görünüşte uyuma, yeme, ağlama, ve tuvalet ihtiyaçlarını giderme ile geçmektedir. Ancak bebeğiniz aslında bunlardan çokta fazlasını yapmaktadır. Misal olarak bebeğiniz doğumun hemen ardından görmek kokulamak işitmek gibi değişik duyuruları ile de bu yeni hayata uyum sağlamaya çalışmaktadır. Yine doğan bir böbreğin neler hissettiğini beye ne gibi duygulara sahip olduğunu tam olarak bilmek imkansızdır. Ancak bebeğinizi gözlemleyerek ne onun ışık ve ses gibi dışsal uyarıcılara karşı verdiği tepkileri görebilirsiniz.

Bebeklerde Görme duyusu

Yenidoğan bir bebek yirmi beş santim ile 40 santim arasındaki cisimleri ve nesneleri net bir şekilde görebilmektedir. Özellikle annesini memur basını net bir biçimde seçebilmekte ve kavrayabilmektedir. bebeğiniz her ne kadar nesneleri net biçiminde görebilse de göz kaslarının tam olarak güçlenmediğinden dolayı cisimlere odaklanmakta zorluk çekmektedir. Bu nedenle bebeğinizin gözünü yormayacak ve pencereden uzak bir köşede yani loş bir ışıkta hayatının ilk haftalarını geçirmesinde fayda vardır. İleriki birkaç hafta içerisinde bebeğinizin göz kasları güçlenip artık uzaktaki ve daha yakındaki nesneleri daha net bir biçimde odaklanarak görebilmesi sağlandıktan sonra ışık şiddetinin bir önemi kalmamaktır. Yenidoğan bebeklerde kontrast renklere karşı bir ilgi ve alaka vardır. Örneğin yenidoğan bebeğiniz siyah beyaz renklere karşı diğer renklere nazaran daha fazla ilgilidir.

Bebeğinizin görsel zekasının gelişmesi için ona değişik yapıdaki geometrik şekilli cisimleri gösteriniz. Ancak bundan abartıya kaçmadan her seferinde bir tane olmak üzere 1 nesne seçebilirsiniz.

Bebeklerde Duyma duyusu

Yenidoğan bebeklere doğumun hemen ardından ilk bir ay içerisinde hastanelerde genelde işitme duyusu testi yapılmaktadır. Şayet hastanede işitme testi yaptırmadıysanız ve bebeğinizde testlere karşı tepkide bir gecikme oluyorsa bu durumda hemen bir doktora götürmenizde fayda vardır. Bebeklerin işitme bozuklukları genelde orta kulak ve iç kulak enfeksiyonlarından kaynaklanmaktır. Bebeğiniz aslında seslerle daha anne karınında iken haşır neşir olmakta ve annenin nabız atışı, sindirim sisteminden kaynaklanan sesler ve hatta dışsal kaynaklı babasının ve diğer aile üyelerinin sesleri ile diğer gürültü ve sesleri bile tanıyabilmektedir.

hamile kalmak nasıl olur. gebe kalabilme ipuçları nelerdir

Artık sizde bir bebeğiniz olsun istiyorsunuz. Hamile kaldığınızı öğrenmek belkide hayatınızın en mutlu anı olacak ancak hamile kalabilmek her zaman çokta kolay olmamaktadır. Bazı hanımlar hamile kalabilmek için haftalar hatta aylarca uğraşmaktadır. Bu nedenle bebek yapmaya karar verdiğinizde, ertesi sabah kendinizi hamile bulacağınızı sakın inanmayın. Hanımların büyük kısmı bin bir zahmetle hamile kalabilmektedir. Gebe kalmaya karar verdiğinizde bazı hazırlıklar yapmalısınız. Bu hazırlıklar sizin kolayca kamile kalmanıza yardımcı olacak önemli ipuçlarıdır.

Şayet bir süredir hamile kalmak için uğraş veriyorsanız, uğraşlarınızın kısa vadede sonuç vermemesini durumunda hemen pes etmemelisiniz. Çünkü sayısız deneme sonucunda sadece birkez dahi olsa başarılı olmanız durumunda bebeğinizin olacağını aklınızdan çıkarmamalısınız. Uzun süren denemeler sonucunda gebe kalamayan çiftlerde psikolojik çöküntü ve başarısızlık hissi doğabilir. Bu oldukça tehlikeli bir durumdur. Çünkü bir kez umutsuzluğa düşmeniz durumunda gebe kalma çabalarınız bitecek ve belkide bir sonraki denemede hamile kalabilecekken bunu denemediğinizden dolayı bu şansı tepmiş olacaksınız.

Hamile kalabilmek için bazen profesyonel destek gerekebilmektedir. Bu desteği bir kadın doğum uzmanından rahatlıkla sağlayabilirsiniz. Öncelikle infertilite yani doğurganlık testi ile işe başlayarak gebe kalma potansiyelinizi öğrenebilirsiniz. Bunun yanında pelvik ölçümlerinizi yaparak sağlığınızın iyi olup olmadığını anlayabilirsiniz. Şayet bu testler pozitif çıktıysa bu durumda yeme alışkanlıklarınızı gözden geçirmeniz gerekecektir.

Dengeli beslenme kürleri uygulayarak doğurganlık düzeyinizi fizyolojik olarak yükseltebilirsiniz. Kafein alkol sigara gibi vücudun özellikle cinsel fonksiyonlarına olumsuz etki yapan maddelerden uzak durmalısınız. Bol miktarda su içerek vücudunuzun su ihtiyacını karşılamalısınız. yumurtlamadan sonraki hamile kalmak için en uygun zamanı net olarak bulabilmeniz için vücut ısısını devamlı ölçmelisiniz. Çünkü menstruasyon döneminin hemen ardından dördüncü günde vücut ısısı 0.4 derece kadar artmaktadır. Bu dönem hamile kalmak için öneminin bir zaman kesitidir.

« Önceki SayfaSonraki Sayfa »