Archive for Ekim, 2009

Lazerle göz çizdirme ameliyatı fiyatı nedir

LASIK terimi, ingilizce olan “laser in-situ keratomileusis” teriminin kısaltmasıdır. Bu da gözdeki kornea tabakasının lazer ışınları ile ameliyat edilmesi anlamı taşımaktadır. Lazerli göz cerrahisi (LASIK surgery) mikrokeratom adı verilen bir cihaz sayesinde kornea tabakasında uzun bir tabaka oluşturulmaktadır. Lazerli göz cerrahisinin bu süreci yaklaşık olarak 10 saniye kadar sürmektedir. Flap adı verilen bu tabakanın oluşturulmasıyla korneanın merkezine ulaşılabilmektedir. Excimer Lazer denilen yöntem ile korneanın üzerindeki mikroskobik doku lazerle kaldırılabilmekte veya yeniden şekillendirilebilmektedir.

Miyopi vakalarında (yakını görememe) korneanın merkezindeki doku temizlenerek kornea göz merceğinin düzleşmesi sağlanır. Bir çok hastada kornea tabakasının düzleşmesi ile ışınların göze daha rahat girişi mümkün olmaktadır. Hiperopi, hipermetropi (uzağı görememe)durumlarında ise kornea tabakasının çevresindeki dokular alınarak göz merceğinin daha bombeli bir yapı alması sağlanmaktadır. Astigmatizm de de Kornea’yı boydan boya kesen bir düzlemin bombeleşmesi işlemi yapılmaktadır.

Kornea tabakasına uygulanan lazer ışınının süresi 5 ile 30 saniyeik bir peryottur. Bu sürenin uzunluğu veya kısalığında, miyopi, hipermetropi veya astigmatizm rahatsızlıklarının düzeyi önem arzetmektedir. Lazerle göz ameliyatı süreci ne kadar kısa tutulursa göz kuruluğu gibi ameliyatın istenmeyen etkileri o derecede az görülmektedir.

Lazerli göz ameliyatından sonra gözünüz en az 6-10 sene sağlıklı ve gözluk kullanmanıza gerek kalmadan net bir biçimde görmenize yardımcı olacaktır.

Lazerli göz operasyonlarının saydığımız faydalarının yanında, ameliyat sonrası az bir miktarda dahi uzağı yada yakını görememe şikayetinin devam etmesi durumunda bu şikayetleri sona erdirmek için de ufak bir miktarda da olsa lazer göz uygulaması yapılabilmektedir. Lazerli göz ameliyatının etkin bir biçimde uygulanabilmesi için gözünüzün görme potansiyelinin % 2-5 lik bir kaybının olması yeterli olmaktadır.

Kimler Lazerli göz ameliyatı geçirebilirler?

Her ameliyatta olduğu gibi lazerli göz ameliyatının da kendine has riskleri vardır. Bu nedenle bazı özel durumları olan hasta adaylarına lazer göz operasyonu uygulanmaması gerekir:

Yaşınız 21′i aşmamışsa lazerli göz ameliyatı geçirmek için henüz erken bir dönemdesiniz demektir.
Hamileyken veya bebek emzirirken vücudunuzun hormonal yapsıındaki değişikliklerden dolayı görme netliğinizde ve yapınızda bazı değişiklikler görülebilmektedir.

Belirli bazı ilaçları alıyorsanız,
Yüksek tansiyonunuz varsa
İnce korneaya sahipseniz,
Göz kuruluğu şikayetiniz varsa,
Glokom hastalığınız varsa,
Keratokonus (kornea rahatsızlığı) varsa,
Göz yangısı veya iltahabı geçiriyorsanız
Herpes virüsü taşıyorsanız
Geçmişte ciddi göz yaralanmaları yaşadıysanız
Kornea ile alakalı enfeksiyon veya yaralarınız olduysa,
İlerleyen ve durmayan göz veya görme boxukluklarınız varsa
AMD, Katarakt gibi rahatsızlıklarınız varsa LASİK lazerli göz ameliyatı için iyi bir aday değilsiniz demektir.

Aşırı kıllanma nedenleri ve tedavisi nedir

Aşırı kıllanma ne demektir.

Hirşutizm kadınlarda görünen ve sakal, bıyık, göğüs kılları gibi bölgelerde erkeklere benzer kıllanma tarzı ile, kadınlarda da görülen kasık ve koltuk altı kıllarının normalden daha kalın ve aşırı görülmesine verilen isimdir.

Hipertrikaz rahatsızlığı ise gerek erkeklerden gerekse kadınlarda vücudun herhangi bir bölümünde görülen aşırı bir biçimdeki kıllanmaya verilen isimidir. Hipertrikaz rahatsızlığının ve hirşutizm hastalığının değişik nedenleri vardır.

Özellikle kanser tedavisinde kullanılan bazı tür hormonal ilaçların kadınlarda hirşutizm rahatsızlığına yol açtığı bilinmektedir.

Yine kadınlarda erkeklik hormonunun aşırı salgılanmasından dolayı sessiz kalınlığı, sivilcelenme ve fiziksel değişikliklerle bilikte hirşutizm durumu da görülebilmektedir.

Bu rahatsızlıkların giderilmesinde hormonal ilaç tedavilerinin yanısıra epilasyon ve tüy dökücü tedavi yöntemleri de uygulanmaktadır.

Kadınlarda aşırı kıllanmanın temelinde genetik yatkınlık gibi faktörler olabileceği gibi bu rahatsızlık esmer bayanlarda açık tenli hanımlara göre daha fazla görülmektedir. kadınlarda bu tür aşırı kıllanma ve tüylenme şikayetleri, Lazer epilasyon, hormon tedavisi, kalıcı tüy temizleme seansları ile ortadan kaldırabilmektedir

Sağlıklı beslenme faydaları ve şişmanlığın zararları nelerdir

Sağlıklı beslenme performansı arttırır
Sağlıklı zayıflama da esas olan kilo kaybı değil, vücuttan yağ kaybıdır. Sağlıklı şekilde zayıflama sırasında vücuttan yağ kaybı olur, kulaktan dolma yapılan, sağlıksız diyetler neticesinde ise kas kaybı olur. Kas kaybı vücutta yağ oranının artmasına, metabolizmasının yavaş çalışmasına ve tekrar kilo alımına neden olur.
Bununla birlikte vücutta yağ oranının artması kalp hastalığı, şeker hastalığı, gut gibi riskli hastalıkların ortaya çıkmasına sebep olur.
şişmanlık nedir?
Şişmanlık, alınan kalori miktarının yakılan kaloriden daha fazla olması sonucu vücutta yağ oranının artmasıdır. Birkaç kilo vermekle bile kazanacağınız çok şey olabilir.

1) Özgüveninizde artma, sosyal yaşama daha rahat girebilme, sıkıntı, depresyon vb. gibi durumlardan kurtulma olasığı bulursunuz.
2)Kendinizi daha zinde, hafifletilmiş ve enerjik hissedersiniz.
3)Yüksek kan basıncı (hipertansiyon), uyku apnesi (nefesin durması), Yüksek kolesterol, trigliserit (hiperlipidemi) vb. sorunlarınız azalır.
4)İnme riski düşer
5) Solunum hastalıkları Diyabet,Osteoartrit
Hormonel anormallikler Kanser, Perürürsemi ve gut gibiastalıklarda yakalanma riskiniz en aza iner.

Vücudumuz nasıl enerji tüketir

ENERJİ, KALORİ VE İHTİYACA GÖRE KALORİ TAYİNİ
Lavoisier ve Laplace bir guinea domuzunu etrafı buzla kaplı çok küçük bir
odaya kapadılar ve 10 saat içinde buzun erime miktarı ile hayvanın çıkardığı karbondioksit miktarını ölçtüler. Bu araştırmacılar böylece hayvanın sıcaklığı ile solunumdaki hava değişmesinin arasındaki ilgiye işaret ettiler. Lavosier aynı zamanda insanda oksijen kullanılmasını da ölçtü ve bunun yemekten sonra ve ekzersizlerde arttığını gösterdi. Daha sonra, senelerce bir çok araştırıcılar madde,sıcaklık ve enerji üzerine bir çok araştırma yaptılar ve maddenin enerjiye çevrilme kanununu tekrar tekrar ispat ettiler. İlk defa 1892 de Atwater % 1 lik oranınde ölçü yapabilen ve insanlarda kullanılabilen bir kalorimetreyi geliştirdi. Daha
sonra biyolojistler enerji şekilleri üzerinde durdular ve bu gün bilinen 1- Güneş,
2- Kimyasal, 3-Mekanik, 4-Termal,. 5-Elektrik şeklinde olan beş enerji kaynağını ortaya koydular.

insanlarda esas enerji kaynağı bilindiği gibi gıdaların vucutta bir takım kimyasal reaksiyonlara girmeleri ile meydana gelmektedir. Ayrıca organizmada, bilhassa hücre seviyesinde elektriksel enerji de önemlidir. Adele ve sinirlerin eksitasyonları (Uyarılmaları) hücre zarlarındaki elektriksel değişmelerle olmaktadır. Vücut sıcaklığı, hayatî önemi olan organların çalışması, bazal şartların haricinde artan her türlü organizma faaliyeti,yalnız kimyasal enerji ve oksidasiyonla idare edilmektedir.
gıdaların dokularda, esası oksidasyona dayanan kimyasal değişikliklere uğraması bir kimyasal enerjiye, bu da vucutte bir sıcaklığa sebep olmaktadır. Bu sıcaklık kalori ile ölçülür.
Kalori-’: büyük ve küçük olmak üzere iki çeşittir. Büyük kalori 1 litre, küçük kalori 1 santimetre küp saf suyun sıcaklığını bir derece yükselten ısı miktarıdır.
Gıda maddelerinin verdiği kalori miktarları kalorimetre denilen platin elektrottu, içi su dolu bir kaba batırılmış ufak, her tarafı kapalı odacık şeklinde olan âletlerde ölçülür. Bunu tayin için miktarı belli bir gıda maddesi kalorimetrede oksijenle yakılır. Bu yanmadan doğan sıcaklık kalorimetrenin yanma çevresindeki suyun derecesini yükseltir ve bundan da gıdanın verdiği kalori miktarı anlaşılır.
Enerji şarjının ölçülmesi kalorimetrede iki şekilde yapılabilir.
1- Direkt kalorimetri : kalori sarfı ölçülecek hayvan veya insan kalorimetri odasına konur (Atwater ve Rose odası : Bazal veyamekanik iş esnasında canlının çıkardığı sıcaklıkla suyun ısınma miktarı grafi şeklinde tesbiı edilir. Pratik bir usul olmadığından indirekt kalorimetreler daha geniş şekilde kullanılmaktadır.
2- İndirekt kalorimetreler: Oksijen harcamasının ölçülmesine dayanır. Bu ölçü için çeşitli metod ve apareyler tarif edilmiştir. Bu gün kullanılanlar esası Bene-dict Roth spirometresine dayanan âletlerdir. Bu âletlerde şahsın belli bir zamanda harcadığı oksijenle, çıkardığı karbondioksit gazı hesap edilir. 1 gramkarbon-hidrat.yağve proteinin de yanması için lâzım olan oksijen ve çıkan karbondioksit gazı miktarları aşağıdaki cetvellerde görüldüğü gibi tayin edilmiştir.
1 Lt.02
t °2 sarfı Çıkan•cq> R.Q. Çıkan kalori ile çıkan kalori
KH lgr. 829 829 1.000 4.183 5.047
‘ Yağ ” 2019.2 1427.3 0.707 9.461 4.686
Protein ” 966.1 781.7 0.809 4.442 4.600
Karbonhidaratlar, yağlar, kalorimetrede ve bedende yandıktan sonra su ve karbondioksit gazına ayrılır ve muayyen bir sıcaklık verirler. Bir gram yağ yanınca: 9.4 , bir gram karbonhidrat yanınca 4,1 kalori verir. Bir gram protein kalorimetrede 5,7 kalori verdiği halde, organizmada protein ancak üreye kadar yakılması esnasında enerji verir. Bu da(4,l) kalori civarındadır.
Respiratoir Quoûent (R.Q.)”- Şayet bir madde organizmada yanarken sarfettiği oksijen hacmi kadar, eşit hacimde CO2 çıkarıyorsa bu maddenin R.Q.= 1 dir. Buna en güzel örnek karbonhidratlardır. Yağların R.Q.= 0.703 dür. Böylece, spirometrede R.Q. tayin edildikten sonra litre olarak sarfedilen oksijen miktarına göre aşağıdaki cetvelden,yanan yağlarla, karbonhidratların yüzde miktarları kaba olarak tayin edilebilir.
CO2 hacmi cm3

1 hacmi cm.3
R.Q. Oksijenin her Total kalori yüzdesi
_ litresi için kal. KH Yağ
0.72 4.735 0.0 100.0
0.7S 4.770 12.0 88.0
0.80 4.827 30.4 69.6
0.85 4.881 48.4 51.6
0.90 4.936 66.0 34.0
0.95 4.992 83.2 16.8
1.00 5.047 100.0 00.0

Solaryumda bronzlaşma, faydaları zararları kremi

Solaryum kremi – Solaryum’da güneşlenme ve esmerleşme sırları:

Solaryumda bronzlaşmaya karar verdiyseniz, solaryuma gitmeden önce sizlere vereceğim solaryum ipuçları ve inceliklerini muhakkak okuyunuz. Dikkatsiz olursanız solaryumda bronzlaşıp güzelleşeceğim derken cildinizde tedavi edilmez hasarlar da bırakabilirsiniz.
Solaryumda bronzlaşmanın A, B, C si

Solaryum güvenlik ilkeleri nelerdir?

  • Öncelikle gitmeyi düşündüğünüz solaryum merkezinin temiz steril ve yeterli donanımdaki solaryum makineleri ile donatılıp donatılmadığını irdelemeniz gerekecektir.
  • Cildinizin renk ve hassasiyet durumuna göre bir cildiye uzmanından veya solaryum uzmanından cildiniz için solaryumda en uygun güneşlenme zamanının ne zaman olacağına ilişkin tavsiye alınız.
  • Solaryum seansından önce deodorant ve parfüm sprey gibi kozmetik ürünler kullanmayınız,
  • Yüzünüzü eksiksiz ve kusursuz biçimde temizleyiniz,
  • Saatlerinizi ve takılarınızı solaryum bronzlaşma seansından önce muhakkak çıkartınız,
  • Solaryuma girerken muhakkak koruyucu gözlükler takınız,
  • Solaryum seansları için özel üretilmiş profesyonel kozmetik ürünlerinden alınız, Kaliteli ve en iyi solaryum kremi kullanımı esastır.

Solaryumda güneşlenme ve yanmanın zararları yan etkileri nelerdir?

Solaryum bilinçsiz  bir biçimde kullanıldığında elbette bazı riskler taşımaktadır. Diğer yandan ise solaryum düzgün kullanıldığında bie şifa kaynağıdır.  Aşağıdaki Solaryum tedavisinin iyi geldiği hastalık ve rahatsızlıklardan önemlilerinin listesi mevcuttur:

  • Solaryum tedavisi bazı durumlarda ciltte görülen aşırı parlaklıkları tedavi eder  (fototip I),
  • Solaryum tedavisi güneş ışıklarına karşı alerjileri geçirir,
  • Solaryum tedavisi albinizim, aşırı sivilcelenme ve herpes gibi bazı cilt rahatsızlıklarına iyi gelebilir.
  • Solaryum tedavisi damar genişlemelerine ve varise iyi gelir.
  • Cilt lekeleri tedavisinde solaryum iyi bir alternatiftir.
  • Hamilelik ve emzirme dönemlerinde D vitamini kaynağı olarak solaryum banyoları iyi bir yöntemdir.
  • Yumurtlama adet görme düzensizliklerine iyi gelir,
  • Solaryum banyosunun yaraların hızlı iyileşmesine fayda sağladığı bilinmektedir.
  • meyve asitleri ve diğer yöntemlerle yapılan alternatif tedavi yöntemlerinin etkisini güçlendirir.

Ayrıca güneş ışınları ile birlikte gelen diğer zararlı radyasyonların riski solaryumda olmadığı için güneşte bronzlaşma ve güneş banyosuna nazaran çok daha güvenli bir yöntemdir.

Kötü Kolesterol düzeyimizi düşük tutarak nasıl sağlıklı bir biçimde yaşamayı sürdürebiliriz.

Kolesterol nedir? sorusunu geçen makalemizde cevapladıktan sonra kötü kolestrol düzeyimizi düşürmek ve iyi kolesterol seviyemizi yükseltme için neler yapabiliriz sorusu aklınıza gelecektir. Belki kolestrole karşı bizi riskli duruma sokan genlerimize karşı birşeyler yapamayabiliriz ancak genetik etkenler haricindeki risk faktörlerini en aza indirerek kalp kirizi yaşama riskini de düşürebiliriz.
İşte sizlere kolerserol düzeyinizi düşük tutmada faydası olacak 10 adet önemli ipucu:

1) Sağlıklı bir kilo düzeyine sahip olmak istiyorsanız bu durumda yüzme, bisiklet sürme, yürüme, ve masetenisi oynama gibi düzenli bir spor ve egzersiz aktivitesi ile ilgilenmelisiniz.
2) Düşük kolesterollü besin, gıda ve yiyecekler ile beslenmeye özen gösteriniz. Kolesterol düzeyi düşük besinler hangileridir? Meyve, sebze, kepekli tahıllar, balık, baklagiller, beyaz et gibi gıdaların kolesterol düzeyi oldukça düşüktür.

3) Günlük diyetinizde doymamış yağlar denilen trans yağlara yer veriniz misal olarak yemeklerinizi zeytinyağı ile pişiriniz. Margarinden uzak durunuz. Tereyağının kolesterol yapıcı olup olmadığı ise tartışmalıdır.

4) Et yemeklerine düşkünseniz derisi alınmış tavuk ve kümes hayvanlarının etlerini yiyniz. Gözler görülen tüm hayvansal yağları temizledikten sonra et yemeyi alışkanlık haline getiriniz. Balık etinde bulunan omega-3 asitleri de kolsterolün olumsuz etkilerini temizlemektedir.

5) Tam yağlı süt yerine yağı alınmış veya düşük yağlı süt tüketiniz. ayrıca yağsız yoğurt ve peynir yemeyi de ihmal etmeyin.

6) Yumurtanın beyaz kısmını yiyniz. Yumurta sarısında yüksek derecede kolesterol bulunur. .
7) Sıvı bitkisel yağ kullanınız, Margarinden ve hidrojenize olmuş bitkisel sebze margarin ürünlerinden uzak durunuz.

8) Yiyeceklerinizi kızartarak tüketmek yerine haşlama ve buğulama yapınız.
9) Kalp krizi riskini artıran ve kolesterol ün kardeşi olan stres yükünüzü değişik tekniklerle azaltmaya çalışın.

10) Sigara ve Alkol tüketimini terk edin

Bazı kişilerin karaciğerleri normalden fazla kolesterol üretebilir. Bu durumda doktora danışınız. Size büyük ihtimalle niasin tedavisi uygulanacaktır.

Aç Kalmadan zayıflamak istiyorum mümkün mü?

Her aşırı kilolu veya kilolarından memnun olmayan kişinin hayalidir bu; hem yemek yemek hem de zayıflamak…
Günümüz modern tıbbının diyet ve beslenme bilmiyle yaptığı ortak çalışmalar sonucu insanoğlunun organızmasının sırları bir bir çözülürken, diğer yandan da bizlere kolay kilo verme ve hızlı zayıflama ipuçları da veriliyor. Bugün bu yazıda inceleyeceğim konu yerken zayıflamanın sırrıdır. Dikkat ederseniz toplumda bazı kişiler çok yemek yemesine rağmen kilo almamak tadır. Bunun nedeni ise düşük glikemik endeksli besinlerle beslenmeleridir. Bereketli anadolu toprağımızda yetişen bir çok sebze ve meyve, aslında düşük glikemik besinlerle beslenme alışkanlığını kazanarak, yerken kilo almamamızı sağlamaktadır. Atalarımızın uyduğu bu beslenme alışkanlığı modern çağda bilimsel olarak tekrar keşfedilmektedir.

Glikemik İndeks (GI) nedir?
Glikemik indeks, bir besindeki karbonhidrat kitlesinin kanımıza glikoz olarak ne kadar bir hızda dönüştüğünü gösteren bir tablodur. İndeks 1 den yüze kadar rakamlarla ifade edilmektedir. ve 100 sayısı bir besinin kandaki şeker düzeyini maksimum biçimde artırdığı anlamına gelmektedir. Misal olarak yağı alınmış yoğurdun glikemik endeksi 14 iken ekmekte 65 civarındadır. Üzümde 35, elmada 35 civarındadır. Yine mısır cipsinde 72, maltoz maddesinde 105 tir. Ayrıca nebati yağ olarak bildiğimiz margarinlerin de 70 civarı oldukça yüksek glikemik endeks düzeyine sahip olduğunu araştırmalarımda gördüm. Glikemik endeksi en az yiyecekler sebzeler iken, meyvalarda ise göreceli olarak daha fazla glikoz bulunmaktadır.


Kandaki yüksek şeker oranı neye sebep olur?

Öncelikle şunu söylemeliyim ki kanda bulunan tüm şeker formlarının glikozun bir türevi biçiminde bulunduğu saptanmıştır. Glikoz şekeri karaciğer ve adelelerimizde glikojen biçiminde saklanmakta (glikoz polimeri biçiminde) ve kaslar glikoz şekeri ve yağı yakarak enerji ihtiyaçlarını karşılamaktadır. Yine beyin hücreleri enerji ihtiyaçlarını oksijeni aneorobik glikojen ile yakarak karşılamaktadır. Ayrıca beyindeki aktivite düzenlemeleri glikoz ile yapılır. Bu nedenle hiperaktif insanların kanlarında yüksek miktarda glikoza rastlanmaktadır. Kan şekeriniz düştükçe yorgunluk hissine kapılırsınız.

Düşük Glikemik İndeksli beslenme alışkanlığı nedir?

Düşük glikemik indeksli beslenmenin nasıl olacağını anlamak için vücudun enerji üretim sistemini kabaca bilmemiz gerekir.

İnsülin ve kan şekeri nedir.

İnsülin, kanda bulunan bir hormon türüdür ve pankreas tarafından salgılanır. Glikozu karaciğer hücrelerinde glikojene dönüştürerek depolanmasını sağlar. Eğer vücudumuza düşük glikemik endeksli bir besin verirsek vücudumuzda bulunan glikojen miktarı yetersiz kalacağı için vücudumuz yağ yakmaya yönelecek ve kilo almamız engellenecektir. Yemeğe başlarkan düşük glikemik endekse sahip bir yiyecek yersek sonlara doğru doygunluk hissine kapılacağımız için kan şekeri düzeyimizi yükseltmeden doymuş oluruz. mesela brokoli gibi düşük GI li yiyecekleri yükettiğimizde arkasından gelecek şekerli ve karbonhidratlı yiyecekleri çok fazla yiyemeyeceğiz. Midemizin dolmasıyla beyindeki doygunluk merkezi alarm verecek ve daha sağlıklı bir yeme alışkanlığını uzun zaman sürdürdüğümüzde bünyemizin gittikçe kilo verdiğini göreceksiniz.

Kimyasal peeling nedir faydaları nelerdir.

Kimyasal peeling, meyve asitleri ile cildin üst tabakası soyularak yapılan bir tedavi yöntemidir.
Cildin üst katmanının soyulması, yeni deri oluşumunu uyarır. Böylece daha sağlıklı bir görünüm sağlanabilir.
Bu tedavide, çeşitli meyve asitleri kullanılmaktadır. Özellikle şeker kamışından elde edilen alfa hidroksi asitlerin (glikolik asit) kullanımı yaygındır.
Akne, lekelenme, antiaging, skar tedavisi kullanım alanları arasındadır.
Uygulama yapılacak alan ve uygulama döneminde güneşin etkisi önemlidir.

Kimyasal peeling sonrasında lekelenme, renk açılması gibi yan etkiler oluşabilir.
Uygulama sonrasında lekelenme, renk açması gibi yan etkiler oluşabilir.
Uygulama sonrasında güneşten korunma sağlanmalıdır.
Tedavi için tekrarlayan seanslar gerekebilir. Seans arası ve sayısı cildin durumu ve kullanılan asidin yüzdesine göre değişiklik gösterebilir.

Akne sivilce tedavi sebepleri sivilcelerden kurtulmak

Akne sivilce nedir?

Akne veya  genel olarak bilinen adıyla sivilce rahatsızlığı, derinin hemen altında bulunan ve kıl köklerinin ihtiyacı olan yağı üreten sebum bezleri ile kıl köklerinin köklerinin kronik rahatsızlığıdır. Akne şikayetinin yaşandığı hastalarda sebum bezleri tıkanarak kist ve yumru biçimnde bir yağ birikimine neden olur.  Akne sivilce rahatsızlığı toplumda oldukça yaygın bir sıklıkta görülür.  Mesela Amerika Birleşik Devletlerinde toplumun yaklaşık % 20 sinin sivilce sorununu yaşadığına dair istatistikler mevcuttur. Sivilce sorunu daha çok ergenlik dönemlerinin başlaması ile birlikte başlamaktadır. Ergenlik çağına giriş ile birlikte cinsiyet hormonlarımızın salgı miktarı  hem kızlarda hem de erkeklerde artmaya başlamakta ve bu da sebum bezlerindeki sebum yağ üretiminin artmasına sebebiyyet vermektedir. Orta deri dermis tabakasında bulunan ve derinin yağ ihtiyacını karşılayan sebum bezlerindeki bu etkin yağ üretimi neticesinde  akne oluşmaktadır.

Sivilce Akne nasıl oluşur  gelişir ve meydana gelir?

Sebum bezlerinde üretilen yağ (sebum) normalde kıllar vasıtasıyla kıl köklerinden deri yüzeyine doğru çıkmaktadır. Bununla birlikte deri hücreleri bazen cilt gözeneklerini tıkayarak cilt yüzeyine yağ gelişine engel olabilirler.  Folleküllerin deriye çıkış yollarının tıkanmasıyla beraber bu yağ depolarında bakteriler üremeye başlarlar.  Bu bakteriler daha çok  Propionibacterium familyasındandır. Çoğalan bakteriler yangı ve iltahaba neden olarak Akne sivilce oluşumuna neden olurlar.

Diğer bir ifadeyle Sivilceler şu şekilde ortaya çıkarlar:

  1. kıl follekülleri yollarının yetersiz  hava alması siyah noktalara sebep olur.
  2. kıl follekülleri yollarının tıkanması enfeksiyon ve tahrişe neden olarak beyaz  peynirimsi bir irin ve akıntıya neden olur.
  3. Sonuç olarak tıkanan kıl kökleri kanallarının tıkanması sonucunda bakteriyel üreme hızlanır ve kıl follekülü şişkin bir hal alır. Zaamnla sivilce baş vererek içerisindeki akıntıyı ve mikroplu sıvıyı dışarıya atmak ister. Bu dönemde kaşıntılar yoğunlaşır. Sivilcelerin bu lezyonlarına tıp dilinde komedon adı verilmektedir.
  4. Akne yüzeysel olabileceği gibi derinin derinliklerinde de bulunabilir. bu durumda kist oluşumuna ve geniş abselenmelere neden olabilmektedir.

Sivilcelerin sebepleri ve nedenleri nelerdir. Sivilceye sorununun sebebi nedir?

Özellikle ergenlik dönemlerinde hormonal dengenin bozulması ve cinsiyet hormonlarındaki aşırı üretim, ergen gençlerde sivilce sorununa sebep olduğu bilinmektedir. Sivilce ve akne rahatsızlığının kalıtsal genetik ırsi oluşumunun yanında aşağıda sayılan başka değişik etmenler de sivilecelenmeye neden olmaktadır:

  • Bazı ilaçlar(kortikosteroidler, lityum, ve barbiturat içeren ilaçlar)
  • kadınların adet ve aybaşı dönemlerindeki hormonal değişimler.
  • kozmetik maddelerde bulunan mazı kimyasal maddeler, yağlar
  • şapka, kask gibi balımızı koruyan malzemelerin sıkı ve baskılı bir biçimde durması. gereksiz basınç ve terlemeye yol açması.
  • çevresel etkenler(nem ve kirlilik gibi)

Sivilceler, lezyonun görüldüğü bölgenin sıkılması yüzünden azabilir ve şiddetli bir seyir alır. Bu nedenle mümkün olduğunca sivilcelerimizle oynamamalı ve onları kaşıyarak tahriş etmemeliyiz.

Sivilce belirtlileri nelerdir?

Sivilce bedenimizin herhangi bir bölgesinde oluşabilmektedir. Bununla beraber en fazla görüldüğü bölgeler, sebum bezlerinin ve yağ bezlerinin yoğunlaştığı vücut bölgeleri olan:

  • yüz
  • göğüs bölgesi
  • sırt ve boyun bölgesi
  • omuz bölgesi
  • alın bölgelerinde görülmektedir

Her ne kadar kişiden kişiye farklılık gösterse de sivilcelerin en yaygın belirtileri şunlardır:

  • siyah noktacıklı uç vermeler
  • peynir kıvamında beyaz uç vermeler
  • içerisi cerahat ve irin dolu olan acılı yaralar
  • nodüller (sert ve belirgin şişlikler)

Bu belirti ve semptomlar diğer cilt hastalıklarına da benzeyebildiği için kesin teşhis için cildiye uzmanına gitmenizde fayda vardır.

Sivilce tedavisi:

Sivilce tedavisinin en önemli amacı sivilcenin yol açacağı yara izlerini ciltte minimum seviyeye indirmektir.  Sivilce rahatsızlığından yakınan kişilere değişik tedavi seçenekleri aşağıdaki şartlara göre uygulanabilmektedir:

  • sivilceden muzdarip kişinin yaşı genel sağlık durumu
  • akne sivilcenin ciddiyeti
  • kişinin değişik tedavi medikasyon ve ilaç tedavisi yöntemlerine karşı olan hassasiyeti ve dayanıklılığı
  • durumun gidişatı
  • kişinin seçimi ve tercihi
Akne sivilce tedavisinde topikal   ilaç uygulamaları:

krem losyon , jel veya   solüsyon biçiminde deriye uygulanan ilaçlar   akne tedavisinde önemli bir yer tutmaktadır. Bunlara  misali olarak:

benzoyl peroxide bakterileri öldürür (P. acnes)
antibiyotikler aknelerin artmasının azaltır veya  yavaşlatır,  akne şişliklerine ve kızarıklıklarına  iyi gelir.
tretinoin yeni akne lezyonlarının oluşumunu durdurur (komedonların)  cildin akne izlerinin temizlemesine   ve  derinin dış yüzeyinin  hücre yenilemesine yardımcı olur. siyah noktaları yok eder.
adapalene komedon oluşumunu azaltır
Sivilce rahatsızlığının sistemik tedavisi.

sistemik tedavi ile veya oral yolla antibiyotikler   genellikle   ciddi akne sivilce şikayetlerine iyi geldii bilinir. Bu sistemik tedavide kullanılan başlıca ilaç türleri:

  • doxisiklin
  • eritromisin
  • tetrasiklin
Ağır seyreden kistik ve yangılı akne sivilce rahatsızlığının tedavisi:

En etkili ve iyi sivilce ilacı olan Isotretinoin, ciddi akne lezyonlarında uygulanan ve aız yoluyla alınan bir ilaç çeşididir. kistik ve yangılı akne oluşumunu engeller ve sebum ya oluşumunu azaltan bir özelie sahiptir.  Hastaların yüzde 90′ında işe yaramakta e sivilce akne şikayetlerini tamamen ortadan kaldırmaktadır. Hekiman oral drug. Hekim kontrolünde kullanılması gerekir. Reçetesiz satılmaz.

Antibiyotikler ve akne sivilce tedavisi

Antibiyotiklerin genelde akne tedavisinde sınırlı bazı olumlu etkileri mevcuttur. Yine de son zamanlarda yapılan bazı bilimsel araştırmalar,  Özellikle ciddi  sivilce şikayetlerinde   rol oynayan bazı  dayanıklı bakteri türleri ile mücadelede (Propionibacterium akneleri gibi)  antibiyotik tedavisinin pek bir sonuç vermediğini söylemektedir.   bu araştırmaların sonucu olarak gelecekte sivilce tedavisinde antibiyotiklerin rolünün gittikçe azalacağı ortaya çıkmaktadır.  araştırmacılar, sivilce tedavisinde antibiyotik kullanımının yanında diyet rejim    uygulamasıyla birlikte diğer  bazı alternatif tedavi yöntemlerinin de uygulanmasının  faydalı olacağı hususunda birleşmektedir.

Rahim Serviks kanseri belirtileri tedavisi sebepleri nedenleri nelerdir?

Serviks (rahim Ağzı) Kanserinden siz de korunabilirsiniz.
Serviks Rahimağzı kanseri, kadınlarda meme kanserinden sonra en çok ölüme neden olan ikinci kanser türüdür.Rahim ağzı kanseri her ne kadar ciddi bir kanser türü olsa da her kanser türünde olduğu gibi erken şethis edilebilmesi durumunda kolaylıkla önlenebilir. Serviks Kanseri rahim ağzındaki hücrelerin anormal ve ontrolsüzce çoğalmasıyla karakterize edilen bir kanser türüdür. Seviks (rahimağzı) kanseri tedavi edilmezse bu anormal gelişen ve çoğalan hücreler bazen kanser hücrelerine dönüşebilmektedir.

Dünyada her yıl 500.000 Serviks Kanseri vakası tespit edilmekte ve bu hastalık yaklaşık olarak 250.000 hayata malolmaktadır. Türkiyede günde 2 genç kız veya kadın, Cervix Rahim ağzı Kanseri nedeniyle hayatını kaybetmektedir.Serviks Kanserlerinin neredeyse tümü Human Papillomavirus (HPV) adı verilen bir virusun belirli tiplerinden kaynaklanır.
HPV enfeksiyonu çok sık görülmektedir ve her 10 kadından 5′i yaşamları boyunca bu virüsle karşılaşmaktadır. HPV çoğu zaman cinsel temas ile bulaşır. Virüs deri teması ile geçebildiği için kondom da tam koruma sağlamaz.

Rahim ağzı kanserinin tedavisinde kemoterapi, radyoterapi, cerrahi müdahele ve bitkisel yöntemlerle kanser tedavisi gibi yollar kullanılmaktadır.

Serviks Kanserinin ilk başlangıç evlerinde genellikle belirti ve bulgu görülmez. Çoğunlukla kanser yayıldıktan sonra belirti ve bulgular ortaya çıkar.Pap(smear) testi ile rahim ağzında kansere dönüşebilecek hastalığı bulunan yada Serviks Kanseri için yüksek risk taşıyanlar tespit edilebilir. Smear testi sayesinde anormal hücreler erken evrede tespit edilebilir, fakat tarama programları %100 etkin değildir. HPV (Human Papillomavirus)’nin neden olduğu Serviks Kanserinden AŞI ile
korunmak mümkündür.Aşının HPV ile temas öncesi 10 yaşından itibaren üç doz olarak uygulanması önerilmektedir. Ayrıca Serviks Kanseri ve HPV’den etkin korunma için düzenli doktor kontrolü ve smear testi yaptırmakta çok önemlidir.

Sizler de rahim ağzı kanseriyle ilgili şüpheleriniz varsa, cinsel organınızdan akıntı vb. geliyorsa, kasık bölgenizde şiddetli ağrı ve yanma varsa vakit kaybetmeden doktorunuza giderek rahim ağzı kanseri tetkiklerini yaptırınız. Erken teşhis için et etkili yol ise düzenli aralıklarla rahim ağzı kanseri kontrollerinizi 20 li yaşlardan itibaren yaptırmanızdır.

Sonraki Sayfa »